Çok keyif alarak yazdığım Salataya giriş yazısından sonra karar verdiğim bir yazı oldu. Ne yalan söyleyeyim 111 giriş içerisinde, bloğun olma nedenine en yakın olan yazı bu oldu: sarhoşken saçmalamak.

Öncelikle yazının sıfır iddia ile yazıldığını, dünyada en çok Fenerbahçe’yi seven bir Capon’un hayatında Kunieda, anime ve müzik ile birlikte en çok sevdiği diğer şeylerden biri olan biraya karşı duyduğu karalama ihtiyacı olarak görebilirsiniz. Her bir bira fazlasıyla promilli şekilde tüketildiğinden değerlendirmeler tamamen götümden uydurmadır. Göt dedimse Tuna’dan bahsetmiyorum.

Buradaki tek amaç ileride tekrar aynı kötü biraları satın almamam için bir oto-kontrol mekanizması oluşturmak.

Biraları buraya yazmak için bazlarını tekrar aldım, bazılarını ilk defa, hatta içtiğim bazı biralar denk gelmediği için (Kwak, Duel, Grolsch, Tripel Karmeliet, La Corne Blonde vs) ilk yayınlanma tarinde burada yeralmıyor. İleride ekleyeceğim tabi ki🙂

Not: eksikleri olsa da ne yalan söyleyeyim içerik açısından resmen ustalık eserim oldu. Kilo aldığımı söyleyen her arkaş cümlesinden sonra aklıma gelen içtiğim biralarda moralimi bozmayan. Göbeğimde bulunan her santimetreküp şu aşağıdaki yazı içindi. Evladım gibi.  :)

A

Amstel 33 – Yani… birayı en güzel anlatan kelime. kötü değil ama hadi amstel içelim denecek bir bira da değil hani. aromatik değil, içimi zor sayılmaz, lezzeti eh işte. kötü diyemem ama iyi de diyemiyorum. vasat bira. 4/10

Apostel Brau – Bir alman yüksek alkollü birası. alkol oranı 7,6 ama kesinlikle efes ve tuborg türevleri gibi bir köpek öldüren değil. hafif tatlı bir aroması var ve içerken kesinlikle zorlanmıyorsunuz. lıkır lıkır gidiyor. şiddetli tavsiyem değil ama yüksek alkollü bira sevenler mutlaka denemeli. Türkiye’de sadece kutusunu gördüm ama gerçekten rahatsız etmiyor (bkz: kutu bira önyargısı). Güzel tasarlanmış kutusunun altında çok daha fazlası var… (prezervatif reklamı gibi oldu ama idare edin🙂 )

Aecht Schlenkerla Rauchbier Märzen – Almanya Bamberg birası. Öyle güzel bir rengi var ki, koyu renkli ama çok yoğun değil. %5.1 lik bir alkol oranı var. İsli bir bira. İçimi tam orta kıvamda, aroması ise.. Aroma işi biraz garip bir aroma alamıyorum🙂 İs aromayı öyle bastırıyor ki tad alamadım ama bu olumsuz anlaşılmasın. Farklı diyelim. Ben şahsen keyif aldım. 7,5/10

Aecht Schlenkerla Rauchbier Weizen – Yine Bamberg’in güzel bir birası. İsli bir bira. Bildiğin kuru et lezzeti var. Kuru eti çok seviyorum bu sebeple bunu da sevdim. Mutlaka için demem ama kuru et sevenler denemeli bence. 7.5/10

B

Bavaria – Hollanda kökenli bir bira. Biraz acımsı bir aroması var. Genel anlamda tadı acı sodaya benziyor. Hatta şuan ciddi anlamda bira mı içiyorum, soda mı emin olamıyorum ama sodadan daha acı olduğu kesin. 5/10 Sonradan gelen edit: şişenin üzerinde yazan şu yazı ufak bir aydınlanma yaşattı🙂 :”brewed with pure mineral water from our own spring”

Baltika 7– Bir rus birası. İsminden anlayacağınız üzere benim için +7 ile başladı🙂 ama öyle aman aman için denilecek bir tadı yok. Hatta fazla hafif geldi bana. su gibi gidiyor. Yaz sıcağında bir şemsiye altında bir tane belki ama yorgunluk veya keyif için pek içilecek bir bira değil. ismindeki 7 hatrına 6,5 veriyorum🙂

Bitburger 0,33 şişe – “almanya’nın bir numaralı birası” iddiasıyla denememe neden olan bira. ilk içişimden sonra “bu muymuş” tepkisi verdirdi. Eski efes kutu biralarından ağızlarımızda kalan “Kutu bira tadı” nın şişenin tamamına yayıldığını düşünün, evet ciddi ciddi metal kutudan içer gibi hissediyorsunuz. olmamış. Denemeyin.

Budweiser Budvar – B:orginal – Tadı Stella’ya benziyor. ferahlatıcı, lıkır lıkır giden bir tadı var. Özellikle yaz aylarında çok keyifli olabilir. yazının bundan sonrasına devam edemiyorum, topraklarından Jan Vesely’i çıkarmış bir ülkenin birasına (Çek Cumhuriyeti) bok atma terbiyesizliğini yapamam ama kardeşinden sonra tanıdığım en büyük vasat sever olan Kürşat’ın (özledim lan) favori birası için bütün kriterler yerinde. Zor zamanların, ikame birası.. 6/10

Blanche de Namur – Portakal aromalı bir bira. Belçika çıkışlı. Hoegaarden’a rakip sayılabilir. Lezzetleri çok yakın. Ama tadında artı olarak çözemediğim bir lezzet var. Sanki daha oturmuş. Portakal severlere tavsiyemdir. 8/10 (Yıldıray dene.)

C

Corona Cerveza – Hafif, lezzetli, keyifli. sıcakta ayaklarını uzatıp keyif yapabileceğin bir bira. lıkır lıkır gidiyor. maç izlerken tercih etmem ama yoğun bir günün ardından  tek bira keyfi yapıp uyumak için ideal.

Chimay Triple %8 – İsmindeki Triple’ı görünce Karmeliet gibi olacağını düşündüğüm ama aksine koyu renk ve yüksek alkollü çıkan belçika birası. Sert bir tadın yanında güzel bir aroması var. Mutlaka için demesem de yüksek alkollü sevenler için alternatif olabilir. 7/10 Şişe üstünden enteresan not: Trappist logo biranın dünyada bulunan sekiz adet Trappist manastırından Belçika’da yerleşik Chimay manastırında üretildiğini ve elde edilen gelirin bir kısmının sosyal yardımda kullanıldığını simgeliyor(muş). Kısa bir googlelama sonrası: https://en.wikipedia.org/wiki/Chimay_Brewery

Chimay Brown %7 – Chimay ailesinin kırmızı şişede olanı. İçimi Triple kardeşinden daha kolay. Acı tadı daha az.  Rengi biraz daha koyu, alkol oranı biraz daha az. Bunu daha çok sevdim açıkcası. Ağızda hoş bir tat bırakıyor. Ama yüksek alkollü bira sınıfında olduğu için açık renk bira aroması beklenmemeli. Yüksek alkol sevenler bunu denemeli. 8/10

Chimay Blue %9 – Yirmili yaşlarımın başında su gibi efes dark içerdim. Tadı o kadar güzel, o kadar lezzetli gelir di ki, öyle kolay da kafayı bulmazdım hani. Önce efes dark zor bulunur oldu, sonra ben aynı tadı alamaz oldum, uzaklaştım. İşte o günlere dönüş gibi bir bira: Chimay Blue. Siyah biraların fanatiği olmasam da bu bambaşka. Sanırım en çok sevdiğim dark bira. Guinness’ten ileri derecede tiksinen ben, bu biraya bayılıyorum. Dark bira seviyorsanız mutlaka denemeniz lazım. 8/10

F

Fuller’s ESB – Öncelikle şişesi bir saygı duruşunu hakediyor. Şişe tasarımı, kabartmaları, etiket renk seçimi vs muhteşem. Koyu renkli bira olarak geçiyor ama rengi o kadar da koyu değil aslında. Almış olduğu ödüller oldukca fazla craftbeeristanbul. İçimini ve lezzetini sevdim ama denemezseniz gözünüz açık gitmez bence. %5,9’luk alkol oranına rağmen keyifli bir içimi var. Kırmızı et ve olgun peynirlerle uyumlu olduğu şişesinde yazıyor.Benim gibi bir bira fetişiyseniz deneyin, yok hala kutu efes içebilen kişilerdeyseniz hiç para harcamayın. Skoll’da işinizi görür. 7/10

Felsgold – Klassisch  Herb – Almanya üretimli bir bira. Metro’da kutusunu bularak denediğim bir bira. Ne yalan söyleyeyim içer içmez bir daha almam diye düşündüm. Tarih 1516 görünüyor ama lezzet o kadar iyi değil. Şerbetçiotu ekstratlı açık renkli olarak geçiyor ama önce kutu biranın verdiği lezzet bozukluğu, sonra gereksiz bir sertlik. Açık renkli birada bence bu keskinlik olmamalı. ratebeer ortalama 7 vermiş ve bu ne kadar yerlerde olduğunun bir kanıtı sanırsam. Denedim ve kusmadım ama bir daha içmeyi denemeyeceğim bir bira diyerek konuyu kapatıyorum. 3/10

Fullers London Pride Outstanding – Memleketini adında saklalamış olan koyu renkli bira. Koyu renk demişken dark değil, yanlış anlaşılmasın. şeftalili icetea renginde. İçiminde hafif bir acımsılık var. Pale Ale alanında altın madalya ödülü bulunuyormuş ama ne yalan söyleyeyim öyle ödüllük bir tat alamadım. Rakiplerine bakmak lazım tabi. İçtiğime pişman olmadığım ama tekrar ne zaman içmeyeceğimden emin olmadığım biralar kategorisi altında tutacağım bir bira. 6/10

Fuller’s Frontier – Hoş bir şişesi var. Dünya haritası, yelkenli bir gemi vs… içerik o kadar zengin değil. kötü mü? değil, tavsiye eder miyim? çok sıkılırsanız deneyin. içerisinde ne olduğunu çıkaramadığım bir aroma var. tadını kutu bira tadına benzeteceğim ama değil, bariz aroma. sadece ne olduğunu çıkartamadım. webde portakal olduğunu okudum ama aldığım aroma bu değil.  Bira dışındaki salt tadını bilmediğimden emin olamadım. neyse çok sıkılırsanız deneyebilirsiniz ama ikincisi gereksiz. 6/10

G

Gouden Carolus Classic – Yine koyu renkli bir Belçika birası. Ferahlatan bir kokusu, aromatik bir tadı var. Ağızda birden fazla tat bırakıyor. Hafif baharatlı. %8,2 gibi yüksek bir alkol oranı var ancak içimi kesinlikle etkilemiyor. Ağzınızda döndüre döndüre, farklı tatları ala ala içebilirsiniz. Şişenin üzerinde yazan isli barbekülere ve çikolatalı tatlılara uyumludur ibaresi içimiyle ilgili ipucu veriyor. 1471 Çıkışlı görünüyor ki bu içimi acıttı. Bu ülkede fetih kutlanırken adamlar o yıllarda bu birayı içiyorlarmış. Gerçekten çok yanlış bir yerde doğdum. Neyse… Şişenin üst kısmındaki Kral çizimi hemen dikkat çekiyor. Sanırım tarihsel bir arkaplanı var. Çok fanatiği olmasam da tadını beğendim. Çok fazla içtikten sonra karıştırıyor olabilirim ama sanki biraz Westmalle benziyor. Ratebeer’daki puanının 99 oluşu çok şeyi kanıtlıyor. Neyse, için siz bunu. Güzel bir bira bu.🙂 7,5/10

H

Hoegaarden – Aroması tam kıvamında, alkol oranı ideal, şişesi ayrı güzel, portakal ile servis edilen fıçısı ayrı güzel. Sana düşen; ayağını uzatıp keyif yapmak. Az içeyim ama keyifli olsun. ayaklarımı uzatıp zevk alayımcılar için ideal bira. 8

I

Ichiban Kirin – Klasik bir açık renk bira. %5 oran için iyi içimi var. Tadı güzel. Tipik açık renk bira aslında. Japon olması en büyük artısı. Daha azını vermem gerekiyor ancak malum nedenlerle vereceğim puan çok tahmin edilebilir:) 7/10

K

Krombacher Pils – Bir alman birası. Hoş bunu söylemem o kadar gereksiz ki, formula 1 izleyen her bireyin reklamlarına fazlaca aşina olduğu bir bira. 4,8 alkol oranına sahip ama ağızda öyle aman aman bir tat bırakmıyor. Hani bazen bazı takımlarda neden oynadığını anlamamanıza rağmen sürekli şans bulan futbolcular olur ya işte öyle bir bira. Olmasa kimse aramaz bence (kötü demiyorum) 6/10

Kingswood Apple Cider – Metro’unun bira reyonundan alıp, daha sonra bira olmadığını gördüğüm içecek. Şişeyi açar açmaz o kadar güzel bir koku odaya karışıyor ki, tarifi yok. Bira desen değil, şarap desen değil, ne olduğunu tam çıkartamadım ama içiminden inanılmaz keyif aldım. Denize karşı bunlardan onlarca içebilirim sanırım. Onlarca demişken &4,5 alkolü var. Tam sıcaklarda serinlemek için yuvarlamalık. Bol aromalı, su gibi giden bir içecek. Aşka geldim şuan. 8,5/10

Köstritzer Schwarzbier – Koyu renk bir alman birası. Koyu renk diyorum ama şişeyi açar açmaz iki şeyiyle beni benden aldı: 1 yayılan muhteşem koku, 2 inanılmaz güzel rengi. Açıklayamıyorum, şişeyi alır almaz ne demek istediğimi anlayacaksınız. (foto) Sırf şişeyi açarken etkiledi beni. Alkol oranı %4,8 ve koyu olmasına rağmen tadı çok acı değil. Bu arada şişe ve etiket tasarımı çok şık. Chimay Blue’dan sonra bir güzel dark bira daha buldum. 8/10

L

Leffe Blond – Lezzetli ve içimi kolay. mutlaka için denilecek bir bira değil ama değişiklik arayanlar için arada denenebilecek bir bira. keyifli. 6/10

Leffe Radieuse – İlker’in tavsiyesi ile denediğim bir bira. Kapağı açar açmaz hoş bir koku merhaba diyor. Blond’a nazaran daha tercih edilesi. Yüksek alkol oranı ve aroma dengesi nispeten daha oturmuş. 8,2 alkol oranına göre içimi oldukca keyifli. Ağzımda bir tat bırakıyor ama şuan için tadı çıkartamadığım için deli olmuş durumdayım🙂 7,5/10

La Corne Triple – Yüksek alkollü bir belçika birası. Yüksek alkol yüzdesine rağmen güzel bir içimi var. Tadı biraz sert ve acı tabi ama %10’luk alkol oranı için bu sertlik normal bence. Kendi sınıfı için güzel bir bira. 6,5/10 (Not: inanılmaz güzel bir bardağı var ve alamadım😦 )

La Trappe Witte Trappist – Açık renkli buğday birası. Rengi o kadar açık ki limonatadan hallice🙂 Enteresan bir tadı var, nasıl söylesem her yudumda limonlu soda içiyormuşum gibi geliyor. Ne yalan söyleyeyim bir plajda bundan onlarca içebilirim sanırım. İçebilirim derken 5,5 Alkol oranı var tabi :)) Tam yaz birası gibi, fırsat bulursam bundan Caddebostan’da tüketeceğim. Tam keyiflik olmuş. Zaten Hollanda işini bilir :)) 8/10

La Trappe Blond – Açık renkli ve %6,5’luk alkol oranıyla bir Hollanda birası.Aroması ağızda o kadar güzel dağılıyor ki. Tadında çok hafif bir sertlik var ama bu tatlı – sert ifadesinin bira olmuş hali gibi.Her yudumu keyifle içtim. şişe üzerindeki kabartmaları ayrıca çok beğendim. İçin abi, güzel bira. 8/10

La Trappe Quadrupel – Abi tadı çok hoş be🙂 Sanki hafiften bir bal aroması alıyorum (götünden sallamak buna denir. şuraya bak: “offers aromas of banana, almond, vanilla and others.”). Hafif sertliği, dokunmadan ne güzel gidiyor be diye bakarken %10’luk alkol yüzdesini gördüm. Böyle içimi kolay şeyler yüzünden içip içip Twitter’dan Ekpe ve Jan’a sarıyorum. Millet aşk acısı çeker, ben basketbolcu ayrılığı… neyse, Trapist rahiplerine artık derin bir saygım var. Adamlar gerçekten lezzetli işler çıkarmışlar. Ne de olsa Tanrı’nın adamları. Şükürler olsun sana Dionysos. Kardeşi Blonde’dan daha güzel gidiyor, ama alkol oranı daha yüksek olduğu için taklası daha yakındır kanımca. Yüksek alkol oranını arıyorsanız, farklı aromasıyla denemenizi tavsiye ederim. 8/10

N

Neuzeller Lebensfreude Glutenfrei – Açık renkli, fazlasıyla açık renki bir bira. Glutensiz olarak üretilmiş. %4.8 alkol oranı var ancak hiç bira gibi değil. Meyve aroması katılmış mineralli su gibi. Hiç diğer alman biraları gibi değil. Kötü değil ama vasat altı. 4/10

P

Paulaner Hefe-Weißbier – En fazla keyif aldığım bira olabilir. Öyle, böyle bir tadı yok. Daha önce neredeydin dedirten güzellikte. Ama tek bir kötü tarafı var az da olsa bazı serileri aynı lezzeti vermiyor. İçtiğim en güzel biralar arasında. Çok seviyor, ciddi düşünüyor, istemeye gelecek aile büyüğü arıyorum. 9/10

Paulaner Oktoberfest Bier 50CI – Fena bir aroması yok. hatta güzel bile sayılır. ağzınızdayken tam çok lezzetli bir aroma oturacakken başka bir tat o güzelliği bozuyor. Güzel mi? fena değil. tavsiye eder miyim? diğer Paulaner o kadar yüksek bir çıta koydu ki bu olmasa da olur.

Pera 6 – Bu birayı sırf tarçın sevgimden aldım. Önceliği 7’ye vermem gerekiyordu ama damla sakızlı türk kahvesine olan öfkemden, sakızlı biraya karşı bir önyargı oluştu. Yaptığım sıcak şaraplardaki gibi baskın bir tarçın tadı olmasa da o hafif koku gerçekten güzel. Acılık olmaması en büyük artısı. Farklı şeyler denemeyi sevenler için olabilir. 6/10

Peroni 33 – İtalyan birası. Dolapta fazla kalmış açık soda gibi. Kendinize bir iyilik yapın ve içmeyin. Bir numarası yok.3

R

Rittmayer Hallerndorfer Rauchbier %5 – O kadar güzel bir içimi var ki yer yer bira içtiğinizi farketmiyorsunuz. Her ne kadar koyu renkli olsa da ne alkol oranı yüksek, ne içimi zor. Ha derseniz ki çok mu güzel, değil. Ama asla kötü de değil. “Ortalama” bu Alman arkadaşın tam tanımı olacak sanıyorum. Denemezseniz fazla birşey kaybetmezsiniz ama farklı şeyler tatmayı sevenler denemeli. Asla favori olmasa da bulunması iyi olmuş diyeceğiniz bir bira. 2000’li yılların formula 1’indeki Jordan gibi.🙂 7/10

S

Sapporo 33 – Şişesiyle her ne kadar sovyet rusyasını andırsa da kendisi japonyanın en eski markası olarak sunuluyor. Ichiban’dan sonra beklentilerim düşüktü ancak Ichiban’a çok büyük beklentilerle yaklaştığımdan mı yoksa Sapporo’ya çok az beklentiyle yaklaştığımdan mı bilemediğim sebeple birayı beğendim. İçerken çok hoş bir tat bırakıyor. fazla aromatik olmamasına rağmen lezzetli olması gerçekten güzel. ara ara içilebilecek keyifli bir bira.

Sapporo 65 Kutu – Kutu biralara karşı çok büyük bir önyargım var. kutusunun muhteşem tasarımına rağmen tadı kötü olur diye açmıştım. Tadı gerçekten olmuş. İçtiğim en iyi kutu bira olabilir. İçerken kutu bira olduğunu en az hissettiren bira oldu. Denemedim ancak yemekle güzel gidebilir. Ağızda derin bir aroma bırakmıyor ama gerçekten içerken bira içtiğinizi hissediyorsunuz. Saçma bir tanımlama oldu ama gerçekten öyle. İçmeden tam olarak açıklayamayacağım tadı gerçekten oturmuş bir bira. Tavsiye ederim. 8,5

Samuel Adams 33 – güzel bir etiketi ve afilli bir ismi var. Euroleague e yeni gelip leblebi gibi üçlük atan amerikalı çağrışımına rağmen verdiği keyif bence karavana. Berbat değil ama yabancı bira içeceksem tercihim olmaz. 4 (İtiraf: adını ne zaman duysam gözümde Gangs of New York filmi canlanıyor, evet kel alaka.)

Schneider Weisse Tap7 Unser Original– Bir alman buğday birasıyla karşınızdayım🙂 Alkol oranı %5,4, yaz aylarında lıkır lıkır gidecek bir bira. Acımsılığı düşük, rengi koyu. Ağzınızda dolu dolu bira içtiğinizi hissediyorsunuz ama asla ağır değil. 8/10

Schneider Weisse Tap6 Mein Aventinus– Yüksek alkol oranlı (8,2) koyu buğday birası. Tap7 gibi lıkır lıkır gitmiyor tabi, hem yüksek alkol oranı hem yoğun aroması nedeniyle. Ağızda çok az bekleterek içmeyi deneiğinizde daha fazla keyif alıyorsunuz. Farklı aromaları yakalamak için böyle yapmanızı tavsiye ederim. Ara ara içilmesi gereken bir bira. 7,5/10

Schnenider Weisse Tap5 Meine Hopfenweisse – Yine koyu renkli buğday birası olarak geçiyor ama bunun rengi biraz daha açık sanki🙂 %8,2 lik yüksek alkolüne rağmen keyifli bir içimi var. Tadına gelince ne yalan söyleyeyim ilk içişte ağzımda acılı – ekşili bir tat bıraktı. Kırmızı erik gibi ama sanırım şerberçiotu etkisi. Ne yalan söyleyeyim 3 Schneider’i de çok keyifli götürdüm. Hepside güzeldi. Farklı biraları denemeyi seviyorsanız mutlaka listeye ekleyin. 8/10

Schofferhofer Hefeweizen – Her ne kadar kulağa Lichtenstein kraliyet ailesinin en büyük mensubunun ismi gibi gelse de bu arkadaş açık renkli (buğday) bir alman birası. Alkol oranı %5, güzel bir aroması var. İçimi keyifli. Kötü bir şey yazamayacağım ancak mutlaka için diye tavsiye etmeyeceğim aralıkta bir bira. Buğday birası sevenler denesin tabi🙂 7/10

Stella Artois – Belçıka çıkışlı bir bira. ferahlatıcı bir tadı var.4,8 alkol oranı ile hafif acımsı bir tadı var. İşin ilginci acılık çok yakışmış. ana aromayla gayette lıkır lıkır içilmesini sağlıyor. fena bira değil. yazın arada içilebilir. 7/10

St. Bernardus Tripel – Rengindeki açıklığı görünce hafif birşeylerken %8’lik alkolü damağımda dans etti resmen. Dans derken asla kolbastı değil, o Guinness’in işi. Bulaşık yıkarken yapmış olduğunuz ufak göt hareketlerini kapsayan bir dans gibi. Belçıka çıkışlı olan bira (Abbey Ale) ağızda hoş tatlar bırakarak geçip gidiyor. Bardağa doldurduğum gibi inanılmaz köpürdü ki şişe üzerinde de köpüklü resmetmişler. ratebeer’daki 98 oranıyla, ebesinin doğurgan tarafları… desem de güzel bira. Ama 98 ne lan!!! Alın deneyin, güzel bira lakin 98’lik bir beklentiyle yapmayın bu işi. Notu burada bitirmiştim ama içtikçe ağzımda farklı aromalar bırakmaya başladı. Sanırım biraz cimri davrandım ama olsun🙂 güzel güzel  7,5/10

St. Bernardus Abt 12 – Ne varsa Belçika ve Almanya’da var arkadaş. Adamlar ne kadar güzel biralar yapıyorlar öyle… Dark biralar içerisinde içtiğim oldukça keyifli olanlardan. 2000’li yıllarda ülkede ilk defa Efes Dark’lar türediğinde su gibi içerdim, arkadaşlarım nasıl içiyorsun derlerdi. Bende içimi daha kolay nasıl zorlanıyorsunuz derdim. Sonra sonra tadı bozuldu, almaz oldum. Chimay Blue ve bu gerçekten aynı keyifle götürdüğüm biralardan. O kadar güzel, o kadar lezzetli ki 33’lük biranın bitmemesi için tanıdığım bütün yunan, mısır, iskandinav tanrılarına yalvaracak kıvama geldim şuan. Ufak yudumlar alarak ağzımda çevire çevire içiyorum şuan. Bu birayı gördüğünüzde mutlaka deneyin. Ama mutlaka. ratebeer’daki 100 puan herşeyi açıklıyor. 9,5/10.

COMMERCIAL DESCRIPTION
The St. Bernardus Abt 12 is the pride of our stable, the nec plus ultra of our brewery. Abbey ale brewed in the classic ’Quadrupel’ style of Belgium’s best Abbey Ales. Dark with a full, ivory-colored head. It has a fruity aroma, full of complex flavours and excels because of its long bittersweet finish with a hoppy bite. Worldwide seen as one of the best beers in the world. It’s a very balanced beer, with a full-bodied taste and a perfect equilibrium between malty, bitter, and sweet. One of the original recipes from the days of license-brewing for the Trappist monks of Westvleteren.

W

Westmalle – Yine bir Dark Belçika birasıyla karşınızdayız🙂 Yüksek alkollü, acısı, aroması yerinde. Tam ağza oturan bir bira. dark sevenlerin denemesi gerekenlerden. Chimay Blue kadar tutmasamda iyi dark candır🙂 (canın çıksın Guinness) 7/10

 

Bonus:

Guinness – Derler ki İrlanda’da double yol yapılırken hükümen, asvalt aracının yanından akan suyu ne yapsam, ne etsem de israfı engelleyip sevap kazansam derken kutsal bir aydınlanma yaşar ve “biz bunu sarhoşlara satar, adınıda dark bira koyarız” der. Çağımızın aids’ten sonraki en büyük vebası olan lümpenlik hastalığına yakalanmış gençliğine enjekte edilerek tüm dünyada yayılır. Evet, gazdan adam öncesi yediklerimden sonra çok kötü şekilde içtiğimden şuan fazla bok atıyor, hatta bokla resmediyor olabilirim ama asla geri vites yok. İçmeyin lan bunu, olmamış bu.