Elindekiyle yetinmeyi bilen insanlardan mısınız yoksa daha fazlasını isteyen insanlardan mı? Ne yalan söyleyeyim hep elindekiyle yetinmesini bilenler sınıfına girdiğimi zannederdim, yanılmışım. Hatta yazının sonunda bu konuda kendinize ufak bir test bile yapabilirsiniz.

Doyumsuzluk insanoğlunun doğasında var.  Belkide mutlu olamamamızın en büyük sebebi bu.  Hoş bu ülke sınırlarını içerisinde mutlu olmak başka bir başarı ya neyse, o farklı bir konu. Elimizdekiler bize yetmiyor. İşin kötü tarafı burada elimizdekinin miktarı yada çokluğu da önemli değil. Önemli olan elimizde olmayıp, aklımıza takılanlar. İster istemez gözümüz onlara takılıyor, onları istiyor. Sınırı yok açgözlülüğümüzün. Karşıkonulamaz bir istekle, çaresizce kıvranıyoruz. O saniye dünyanın en değerli şeyi, işte o sahip olmadıklarımız. Bu gece işte bunu anladım.

Banvit’in basketbol maçını izleyerek başladım geceye, keyiflendim. Sonra dışarı çıkmamanın verdiği etkiyle gecenin ilerleyen saatlerinde biraz anime izleyeyim diye düşündüm. Tam o sırada aklıma mısır patlatmak geldi. İzmele eylemi için yeni patlamış mısırdan daha iyi bir yoldaş olabilir mi? Mısırımı patlatmaya koyuldum. Önce o güzelim koku iştahımı açtı. Patlayan mısır tanelerinin tencere kapağına vermiş olduğu ritimle daha da keyiflendim. En sonunda mısırım hazırdı. Akşamın belkide en fazla hayalini kurduğum anı gelip çatmıştı.  Genişce bir kabı tıka basa doldurdum, hatta birazı masanın üzerine taştı. Ama işte tam o an, tencerenin dibinde kalan patlamamış mısırları farkettiğimde gözüm doldurduğum kaseyi değil, sadece ve sadece patlamayan mısırları görüyordu. Düşün abi tencerenin dibinde bulunan patlamamış mısır taneleri ve kasenin dibine saklanmış öteki patlamayan götler… İsimlerinde bile bölücülük, oyunbozanlık var: patlamış mısır arasındaki patlamayan mısırlar. Bunun adı akşam keyfime ihanet değil de nedir? Neden bu oyunbozanlık? O saniye farkettim ki kesinlikle aklımda olan dolu kase değil, sadece patlmayan mısır taneleri. Tam burada beni yargılamadan önce bir düşünün: kase dibinde kalan patlamamış mısırları, tabağın en sonunda hırsla hangimiz yemeye çalışmadı? Oluşan diş ağrısını umursamadan o kaseyi boşaltmaya çalışmadınız mı? Lütfen yargısız infaz yapmayın. Bu ihanete hepimiz uğradık ve hepimiz aynı öfkeyle karşılık verdik aslında. Sadece bugüne kadar farketmediniz.

Patlamamış mısır tanelerine öfke duyan Capon’un hikayesi böyle işte… Kendinizi elindekiyle yetinen insan olarak mı değerlendiriyorsunuz veya çevrenizde öyle olduğunu iddia eden birileri mi var? Hodri meydan. Patlamamış mısırlara hoşgörü testi tam size göre. Deneyiniz efendim. Deneyiniz ve patlamamış mısırlara duyduğum öfkeyi paylaşınız. Eğer yetinmesini bilirseniz içinizde bir Jedi yatıyor demektir. Ama şunu unutmayın o akşam keyfinize ihanet eden oyunbozanlar hoşgörüyü haketmiyor. Bu yüzden birlikte Karanlık tarafın tadını çıkartalım. Lütfen öfkemi paylaşın.