Hiç kendinize verdiğiniz bir sözü tutamamaktan vicdan azabı çektiniz mi? Sizin için çok önemli olan birine karşı elinizden gelmesine rağmen, bir şekilde yapmanız gerekeni yapamadığınız için huzursuzluk yaşadığınız oldu mu? İki yıldan uzun bir süredir bu duyguları yaşıyorum. Burası dışında kimseye anlatmasam da sürekli omzumda bir ağırlıkla dolaşıyorum.

Lafı gerçekten hiç uzatasım yok. Herşey 2012 yılında gelişmişti. O dönem olayları şöyle özletlemiştim, hissettiklerim o satırlardan çok daha yoğun, çok daha boğucuydu tabi. Daha sonra yine içimde birikenleri belki rahatlarım düşüncesiyle şöyle dökmüştüm. Ne yalan söyleyeyim rahatlamaktan çok vicdan azabı hissettim. Tanımayanlar abarttığımı sanacak olsa da, biraz tanıyanlar anlayacaktır. Hem tutulmamış sözler, söylenmemiş cümleler sizi huzursuz etmiyorsa, gerçekten büyük sorun var demektir.

Dün gerçekleştirdiğim ada ziyareti sırasında sonunda tuttum gecikmiş sözümü. Bisiklet turuna çıkarken ihtiyara söylediğim ilk şeydi: mutlaka mezara uğramam gerektiği. Mezarlığın kapısı zincirli olduğu için duvardan atlamak zorunda kalsamda bazı zamanlarda, daha doğrusu ne istediğimi bildiğim zamanlarda gerçekten geri adım atmam. Kararlılıkla istediğime. Önce uzaktan bayrakları gördüm, duvarı tırmanıp mezara yaklaşırken ilk olarak hangi bayrağı göreceğimi adım gibi biliyordum. Ve sonunda Ordinaryüs’un huzurundaydım işte… Kısa birkaç cümleden sonra ihtiyarın yanına döndüm. Beni anlayabilecek ender insanlardan olduğu için, onunlada paylaştım. Sonra o benimle başka bir bilgi paylaştı ve ziyaret çok daha anlam kazandı. Neyse, özele girip değersizleştirmeyelim.

Akşam eve yorgun argın dönüp, bayıldıktan sonra sabah tabi ki uygu yetmedi. Bol pedal ve daha da bol alkollü bir ada ziyaretinden sonra işyerine çok daha kısık gözlerle gittim tabi ki. Ama ne yalan söyleyeyim sabah kalktığımda ilk aklıma gelen şey “sonunda gittim ve sözümü tuttum.” olmuştu. Sonunda veda ettim Ordinaryüs’a. Bu sabah hissettiğim huzurun, omuzlarımdaki hafifliğin tarifi gerçekten yoktu. Cevap gelmeyeceğini bilsem de içimdekileri direk muhattabına dökmek inanılmaz rahatlatmıştı.

Huzur içinde yat.

“bitti kalem

doldu defter

efsaneler ölmez Lefter…”