Aslında geçtiğimiz hafta eklemeyi planladığım bir yazıydı… Ama üzerinden o kadar çok olay, o kadar çok şey geçti ki ancak şu an’a  kısmet oldu. 1983 yapımı, ve izlediğim animeler arasında en duygusal olanlardan bir tanesi Hadashi no Gen. Hoş, Duygusal dedim ama asla bir Fullmetal Alchemist değil.

2. Dünya savaşı sırasında, memleketimde Hiroshima’da yaşananları anlatan bir anime. Her tarafta savaş devam ederken olaylara Hiroshima’dan bakan bir masum çocuğun yaşadıklarını anlatıyor… Enola Gay o kocaman bomayı, kasabanın ortasına bırakmadan önce bir buğday tanesine bakarak babadan oğula şu olay aktarılıyor:

“Şuna bakın çocuklar. Yaşamına senenin en soğuk zamanında başlıyor. Yağmur dövüyor, rüzgar sallıyor… insanların ayakları altında eziliyor…  ama buğday yine de kök salıyor ve büyüyor. Hayatta kalıyor. İşte, buğday sizin için örnek olsun evlatlarım.Tamam mı?”

tüm bu hikayeden sonra o lanet olay gerçekleşiyor,  asırlardır cehennem ile korkutulmuş olan insanoğlu kendi yapay cehennemini yaratıyor… Ve aynı insanoğlu o suni cehennemde can veriyor… Kendi seçimi olmadığı bir yerde doğup kendi seçimi olmadığı farklı bir ülke ve farklı bir din ile ölümü yaşayanların hikayesi… Farklı ülkelerde, farklı dinleri, farklı düşünceleri, farklılıkları yaşarken ölen insancıklar kimin umrunda kİ?

Bombanın etkilerinden ve yaşattıklarından bahsetmek istemiyorum, sadece bir arada yaşamayı başaramamış insanoğlunun hangi acılara katlandığını gösteren, duyguasal (hatta belki bunun sömürüsünü yapan) bir anime.

Neyse, izleyin işte. Sırf yanınızdaki farklı insanlarla yaşayabileceğinizi anlayabilmeniz için izleyin.