3 Temmuz gününden beri başımıza gelmeyen kalmadı. Her alanda üzerimize oynandı. Başbakanın bile ses kayıtlarının çıktığı ülkede Aziz Yıldırım’ın tek kaydı yokken “tapeler var” savı ve üzerine yapılan yorumlarla hep üstümüze gelindi. Helikopterle gaz sıkıldı bu taraftara, Bağdat Caddesinden, köprüye yürürken yaşlı, çocuk demeden gazlandı, coplandı. Her stadda küfredildi, küfredenlerin yanına kar kaldı. Hükümet’in her kademesi bordo mavi atkılarla poz verirken, yeni başkanları miting alanlarında seçimlerini kutladı. Sonra spora siyaset karışmadı, temiz futbol, alın teri… Yersen.

Şu son cezanın hiç bir açıklaması yok. Ama içinizdeki Fenerbahçe düşmanlığıyla yaşadığınız için adalet size lazım olana dek köşenizden keyfini çıkartacaksınız. Sorun değil, alışığız samimiyetsizliklerinize.

Bir sonraki maçta gören yine kadın ve çocuklara düşüyor. Hoş ne zaman sorumluluktan kaçtı ki 12 numara?  Her zamankinden güçlü şekilde haykırma vakti. Metris’e yürürken, Bağdat Caddesinde Başkan’ı karşılarken, Yoğurtçu’da eylem yaparken, stadda nöbeti devralırken… ama en önemli görev artık sandıkta. Zamanında yapmıştık, tarihten ders çıkartamayan zavallılar yine çıktı, yine derslerini alacaktır. Çünkü en sevdiğimize dil uzattılar, iftira attılar. tarihten ders almayanlar için bir hatırlatma:

Cevap verme zamanı yaklaşıyor, o gün geldiğinde bunları unutarak oy verenler Fenerbahçelilikten bahsetmesin. Biz ne devlete stad yaptırdık, ne döner sermayeden para aldık, ne başkanımız “25 milyon taraftarımız akp’ye oy verdi” dedi. Hesap vakti yaklaşıyor, bu olanları herkes hatırlamalı. Her yerde pes etmeyeceğimizi haykırmalı. Çok daha uzun, çok daha detaylı yazmak isterdim ama malumunuz: #fenerinmaçıvar.

O halde haydi en sevdiğim için bir kez daha:

“ne cemaat, ne akp, tam bağımsız FENERBAHÇE!!!”

çünkü sevgi eylem gerektirir…