Usta birliğimin ikinci haftasıydı, telsiz parkındaydım. Kahraman türk ordusunun kısım konutan hazretlerinin (bknz: Kaybedenler Kulübü) çayını demleyecektim. Odaya girdiğimde Saraçoğlu’nda bir tören olduğunu farkettiğimde hemen aklıma gelmişti. Altyazıyı gördüğümde bütün şüphelerim yok olacaktı: Efsaneye veda. Tabut futbolcuların omuzlarında yükselirken veda ediyordu Ordinaryüs papazın çayırına. O an bütün ruhumla orada olmak istemiştim ama tabi ki olamamıştım. O an için yazdığım yazı (Ordinaryüs’e veda) hala aklımda ve tabi verdiğim sözde öyle.  Sözümü hala yerine getiremedim. O kadar istemem, o kadar içimde ukte olarak kalmasına rağmen hala yerine getirememiş olmanın verdiği kendime kızgınlığın tarifi yok.  Sözümü tutmam lazım.

1505493_652451134813401_1480654956_n2  yıl geçmiş vefatın üzerinden. Çubuklu için yaptıklarıyla ölümsüzlüğe adım atmış birisi için kısacık, bizim gibi o ölümsüzlük hikayelerini ağzı açık dinleyen faniler için geçen koskoca 2 yıl…  Senelerce onun için söylenmiş olan tezahuratı (tribünler inledi binlerce kere / ver Leftere yaz deftere / bitti kalem, doldu defter / bu alemde kral Lefter), ufacık bir değişiklikle, her sene daha da yüksek sesle haykırıyoruz.

Huzur, yaşadığın sonsuzlukta seni hiç terketmesin, hikayelerinle büyüyen nesilleri sonu hiç gelmesin.  Efsaneler ölmez LEFTER!!!