Hazır ekstra tatili yakalamışken epeyce birikmiş olan izlenecek animelerKoto no ha no niwa listesine bir çizik atayım diyerekten giriştim bu kısacık (45 dk) animeye. Çok sevdiğim Byôsoku 5 senchimêtoru (5 Centimeters per Second) animesinin yönetmeni olan Makoto Shinkai yapımı. Bu adam çok basit hikayeleri nasıl sunacağını gerçekten çok iyi biliyor, yine çok etkileyeci bir yapım çıkmış ortaya. Bleach’te Zangetsu tarafından umutsuzluk olarak tasvir edilen yağmuru burada böylesine farklı görmek o kadar hoş oldu ki…

Ben küçükken gökyüzü çok daha yakındı… Çok çok daha yakın…Gökyüzünün kokusunu getiren yağmuru, bunun için seviyorum.

Lise öğrencisi olan Takao’nun en büyük hayali bir ayakkabı tasarımcısı olmaktır. Okulunu kırdığı yağmurlu bir gün, bir japon bahçesinde ayakkabı tasarımları çizerken kendisinden yaşca büyük olan Yukino ile tanışır. Henüz birbirlerinin isimlerini öğrenmeden farkında olmadan birbirlerine bağlanmışlardır ve her yağmur yağdığında aynı kamelyada buluşmaya başlarlar. En büyük şansları ise mevsimin yağmur mevsimi oluşudur.

Narukami no sukoshi toyomite

Gökyüzünde belli belirsiz bir şimşek

sashi kumori

ve gökler bulutlarla kaplı

ame mo furanu ka?

Yağmur yağsa gerek

kimi wo todomemu

Yağdığında, benimle kalır mısın?

Yatmadan önce ve kalktıktan sonra yağmur için dua edilerek geçen yağmur mevsiminden sonra  artık birbirlerini göremiyorlardır, ve bu durumu sadece boş avuntularla geçiştirmeye çalışırlar. Oysa bazı sözleri mevsiminde söylemeleri gerekirdi…

Narukami no sukoshi toyomite

Gökyüzünde belli belirsiz bir şimşek

furazu to mo

Yağmur yağmasa bile

warewa tomaramu

Ben yine burada

imoshi todomeba

seninle kalacağım

Oldukca keyifli bir anime, ve çizimleri (özellikle japon bahçesinin) çok başarlı. Tavsiyem 1080p olarak izlemeniz. Ayrıca en sonunda tıpkı Byosoku’nun sonundaki gibi (one more time, one more chance) harika bir kapanış şarkısı mevcut hatta:

Kalbim donmuş olarak yaşadım hep, hislerimi kelimelere dökemedim

Yağmurlu gecelerde, titreyen kollarımda seni sarmaya çalıştım, beceriksizce

Lambaları kırık, duvarları yazılmış sokakları, herkes hızla boşaltıyordu

Suçlu olan sen değilsin, benim. Hep benim düşüncesizliğim yüzünden

Leydim, terk edilmiş bir istasyona gidiyorsun

Dökülen yağmurdan ıslanmayı umursamadan

Su birikintilerinden yansıman uzaklaşıyor

Gün ışığı tepelere daha erken düşecek, bu yüzden dayanmalıyım

Sana “gitme, gitme!” demek için

Gözyaşlarıyla dolu bir gökyüzüne tutunacak kadar gücüm yok artık

Sen ise, değişmeyen kalbimden incinmeyecek kadar güçlüsün

Leydim, bir an, yağmurdan ıslanmış gözlerle baktın bana

Dökülen yağmurdan ıslanmayı umursamadan

Islık çalarak peşinden yürüyorum

Seni her şeyinle tanıdım, tıpkı tartıştığımız ilk gece gibi

Sana “gitme, gitme!” demek için

Kapıya vardığımda omuzlarım kurumuştu

Senin şehrinde yağmur da pek yağmıyor artık

Bugün yarına doğru devam ediyor sadece

Bu yüzden sen ve ben, hiç son bulmayacağız

Leydim, sen ki hala

küçük bir şemsiye bile açmıyorsun

Dökülen yağmurdan ıslanmayı umursamadan

Su birikintilerindeki yansıman kayboluyor

Gün ışığı tepelere daha erken düşecek, bu yüzden dayanmalıyım

Sana “gitme, gitme!” demek için

Dökülen yağmurdan ıslanmayı umursamadan

Islık çalarak peşinden yürüyorum

Seni her şeyinle tanıdım, tıpkı tartıştığımız ilk gece gibi

Sana “gitme, gitme!” demek için