Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Herşey 3 Temmuz 2011 sabahı başladı. Çok çeşitli travmalar,  1 sene süren mücadele, tepki, isyan ve başkanın çıkışı… Mücadelemizin artarak devam etmesini beklerken çok çok kötüye gidiş ve sonunda bugün açıklanan CAS kararı…

3 Temmuz sürecini tekrar yazmaya kalkışmıyacağım, o konuda yeterince kaynak zaten mevcut ama şu son 2 sene içerisindeki gidişat gerçekten çok çok kötü. Hem saha içi hem saha dışında tam anlamıyla bir tükeniş durumu var.  Mücadele etmesi gereken başkanın pasifleşmesi, içerideyken sahip olduğu cesareti kaybedip taraftarı karşısına alışı ve seri şekilde gelen kara haberler…

Bahsettiğim tükenmişliği şöyle açıklayayım: bir mağlubiyet sonrasında tesis basıp futbolcu döven taraftar gurubundan, iki maçta gelen mağlubiyetlere tepkisiz kalan taraftarlara…  İlk davranışın doğru olduğundan bahsetmiyorum ama bu kadar duygularıyla hareket eden, bu kadar uçlarda yaşayan insanların bu tepkisizlikleri gerçekten çok korkutucu geliyor bana. Şu hayatta en sevdiğim şey olan Fenerbahçe’nin dünkü malubiyetine üzülmüyorsam ve sıradan bir mağlubiyet olarak karşılıyorsam (ben ve benim gibi twitterdan takip ettiğim birçok fanatik gibi) sıkıntılarımız gerçekten çok büyük demektir. Ve itiraf edeyim büyük duygu patlamalarından korkuyorum.

Şuan geldiğim son nokta Alpaslan Akkuş’un hissettiği gibi: “üzülmediğime üzülüyorum”.  Saha dışında”Ne şikesi, ülke elden gidiyor” cümlelerinden Mehmet Ağar ile yenilen yemeklere. Saha içerisinde 10 numara pozisyonundan Cristian ile oynayıp, dakika 82 de kurtarıcı olarak Mehmet Topuz’un oyuna girdiği bir takımda bu tükenmişlik gerçekten çok normal geliyor artık. Tam bu noktada normalde fırtınalar kopartacak olan insanların tepkisiz kalaması çok korkutucu.

Şimdi yenilenme zamanı, şimdi silkelenme zamanı, şimdi ayağa kalkma zamanı. Baştan aşağıya değişip mücadeleye devam etmemiz gerekiyor. Başkan’a ve yöneticilere teşekkür edip yeni bir sayfa açmalı. Zira Kazlıçeşme destekli Ak aman Bordo Emekciler tekrardan kupa diye ağlayacaklar. (haketmediğiniz o kupayı ancak siyasi oyunlarla alırsınız.) Silkelenip 3 Temmuz 2011 – 02 Temmuz 2012 arası direnişe dönüş yapma zamanı. Tünelin sonunda o kadar ışık arar bir hale geldik ki bulunduğumuz yerlerin ışık kaynağı olduğumuzu unuttuk kulüp olarak… Şimdi özümüze dönme zamanı.

Ne zamandır burayı boş bıraktığım için üzülüyor, ve tekrar yazmak istiyordum ama bir türlü girişemiyordum. Bugünkü kararlardan sonra yazıyı hiç planlamadan, bir düzen kurmadan öylesine karalayayım dediğim bir yazı oldu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen içinde olduğum bu sakin ruh halinden ancak bu kadarı çıktı (duygular olmadan bir hiçim). Tekrardan yazmam için harekete geçmem ve bir yerden başlamam gerekiyordu ve başlangıç yapmak için bu akşamdan daha uygun bir zaman olamazdı. Zaten dağınık olan bir zihinden Fenerbahçe geçmesiyle (darmadağan olmasıyla) ancak bu düzeyde bir yazı çıktı, ama neticede bir başlangıç.