Birçok insanın dünyada olup bitenlerin talih ve tanrı tarafından idare edildiğini ve insanların sağduyuyla bunları  düzeltemeyeceklerine inandıklarını biliyorum. Bu nedenden dolayı, bu dünyada olup bitenler için fazla ter dökmeye gerek görmezler. Böyle olunca insanların kendilerini talih tarafından yönlendirilmeye bırakmalarından başka çareleri de yoktur. Ben talihi coşkun nehirlerden birine benzetiyorum; taşkın olduğu zaman, ovaları sel basıyor, ağaçları ve binaları yıkıyor, toprağı bir yandan alıp öbür yana savuruyor. Bunlar olurken herkes kaçıyor ve bu şartlar altında onun öfkesine teslim oluyor. Talihin kızgınlığı bu yolla gerçeşmesine rağmen insanlar, azgın sular durulduğunda, hem kanallar kurarak, toprak setler yaparak hem de daha başka işler yaparak gelecekteki başka bir taşkına karşı önlemlerini alıyorlar. Netice itibariyle, daha sonra nehirler yükseldiğinde, hem bir kanalda tutulur hem de taşkınlıkları ne o kadar sınırsız, ne o kadar zararlı olur. Talih de erdemin ona karşı koymak için hazırlıklı olmadığı yerde gücünü gösterir ve azgınlığını, kendisine karşı toprak setlerin ve kanalların yapılmadığını bildiği yerlere kanalize eder.

Talih değişken ve insanlar da davranış tarzlarında inatçı olduklarından, talih ve davranış tarzları uyuştuğu sürece insanlar başarılı olurlar; bu ikisi uyuşmadığında ise kaybederler. Yine de diyorum ki, tedbirli olmaktansa aceleci olmak daha iyidir. Çünkü talih bir beyandır. Eğer onu elden çıkarmamak istiyorsan kaba davdanman gerekir. Çünkü o kendini fazla düşünmeden davranan kaba adamlara teslim eder. Bu yüzden talih de bir kadın gibi her zaman, daha az çekingen, daha çok vahşi ve ona cüretle sahiplenen genç erkeklerle dostluk kurar.