Ortaokul yıllarımdan kalan en sevdiğim şeylerin başında gelir Resident Evil serisi. Bu serinin bendeki değerin beni yakından tanıyanlar çok iyi bilir. O yıllarda play stationda hava karardıktan sonra ışıkları kapatıp Resident Evil serisini oynamak farklı bir keyifti. Yaş küçük, eski moda aterilerden ps’e yeni geçmişsin ve grafikler yüzünden ağzın açık kalıyor, yürürken etraftan duyduğun ama göremediğin zombi inlemeleri feci şekilde tırsmana neden oluyor ancak o gerilimli merak duygusuyla oynamaya devam ediyorsun. Çok sefer oyunu oynarken içeriden sesler duyduğumu sanıp koridora göz atmışlığım vardı, işte öyle kaptırdığım bir oyundu. Daha ileri gidicem benim jenerasyonum için o dönem erkek olmak için sünnet kadar önemli bir parçasıydı gece yarısı korkmadan Resident Evil oynamak. Aradan yıllar geçti ve bu taptığım oyunun beyaz perdeye yansıyacağı haberi geldi. İnanılmaz mutlu olmuştum. Hem nasıl olmayayım ki eskileri hatırlayıp nostaljii yapacaktım ama gel gör ki bu heves büyük bir hayal kırıklığına hatta serinin izlediğim son filmiyle büyük bir öfke ve nefrete dönüştü. Sırf bu yüzden dolayı başlığa o aşığı olduğum serinin ismini değilde başarısız filmin ismini yazmayı uygun gördüm. Yazının bundan sonrası film ile ilgili spoiler içerecektir o yüzden izlemek isteyenler var ise (tavsiye etmem, hatta Resident Evil’ı seviyorsanız asla izlemeyin) okumasın.

yazının devamına divxplanet’te AbedSpielberg kullanıcı adını kullanan bir üyenin yorumu ile devam etmek istiyorum:

Ey Resident Evil hayranı tam burdan ardına bakmadan geriye dön ve bizden sana hediye bir buçuk saatini doya doya yaşa.(Allahım zombiler hızlı çekim saldırıyor insanlar yavaş çekim aksiyona giriyor benim kimyam fizğim bozuldu daha da düzelmez)

Yanlış anlamayın daha önce sinirlendiğim çok film oldu. Mesela “evrenin en büyük lideri” olarak tanıtılan Optimus’u yerde, sakat şekilde merhamet dilerken gördüm dayanamayıp şunu yazdım yada ne bileyim kuzey mitolojisinin büyük tanrısı olan Odin’in, bilgelik kuyusundan su içebilmek için feda ettiği gözünün beyaz perdede bir savaş sırasında yediği yumruk yüzünden olduğunu iddia eden bir tasfir gördüm yine hayal kırıklığına uğradım (bknz) ama arkadaş hiç birinde bu kadar sinirlenmemiştim. Film bittikten sonra twitterda yazdığım öfke ifadelerinin başka bir açıklaması olamaz. Kötülemeye, küfür etmeye nereden başlasam bilemiyorum. Bir Rolls Royce’tan bile daha büyük bir licker görseniz ne hissederdiniz ey seriyi seven güzel insanlar? Ben lickerı asla böyle hatırlamıycam, o çirkin yaratık hatıralarımda hep böyle kalacak. Ya serinin en önemli karakterlerinden biri olan Leon Scott Kennedy’nin film boyunca arka plana itilişi? sürekli küçük çatışma sahnelerinde, sıradan bir asker gibi gösterilmesi? İkinci oyunla ilgili hiç mi birşey duymadınız hiç mi birşey okumadınız ruhsuz senaryo yazarları? Eli tüfekli bir piyadeden çok daha fazlasıdır Leon. Leon’a dair tek akılda kalıcı hareket filmin sonunda Ada’ya, bacaklarını okşayarak yavşamaya çalışmasıysa o kaleminizi alıp, kalemliğinize koyun. Ben o ikiliyi böyle hatırlıycam.  Ya Jill? Çeşitli nedenlerden dolayı Redfield kardeşlerin (Chris, Claire)  bu filmde olmamasını kabul etmeye çalışabilirim (aslında edemem ikisinden biri mutlaka olmalı.) ama arkadaş en büyük pişmanlığı Jill’i kaybetmiş olmak olan Chris’in olmadığı filmde Jill’i kendisini kontrol eden o küçük çipten kurtarmak Alice’e mi kaldı ey kalemi kırılasıca, mürekkebi bitesice yazarlar… Alice ile hopladık, zıpladık biraz süperman biraz matrix karışımı sahnelerle kahramancılık oynadık diyelim ama arkadaş Albert Wesker’ın Alice yardım etmeye çalışması? (seriyi biraz biliyorsanız muhtemelen sonraki filmde ihanet edecektir ama) o Wesker ki ne entrikalar çevirmiş, ne götlükler, ne orospu çocuklukları yapmıştır. Oyun aleminin en kötü karakterlerinin arasına hiç sapmadan girecek bir kötüyken insanlığı kurtarma misyonunu Albert Wesker’a yüklemek size mi kaldı bre götlaleleri… o Wesker’ın neler yaptığını biraz araştırın ondan sonra şu filmi izleyip biraz utanın. Ölene kadar tuvalette bile olsanız Tyrant saldırır mı korkusu yaşarsınız inşallah!!!

Filmin ana karakteri olan Alice’i canlandıran Milla Jovovich ile evli olan adamın (Paul W.S. Anderson) yazıp yönettiği filmde hayat arkadaşını harika, muhteşem olarak gösterme çabalarını anlamak istiyorum ama anlayamıyorum. Bre godoş! hadi diyelim hatuna yaranmaya çalışıyorsun ne bok yemeye Resident Evil ismini alet edersin bu işe? İnşallah çocuklarınıza Nemesis saldırır. Koridorda yürürken kırılan pencerelerden çıkan eller tarafından çekilip William Birkin sonuna uğrarsınız.

Gene kendimi kaybetmek üzereyim, daha da çirkinleşmeden yazıyı burada bitiriyorum ve bu güzelim serinin bu şekilde katledilmesinde emeği geçen herkese beddua ve hakaret etmeye içimden devam edicem. Eğer olurda eski oyunları tekrar hatırlamak isterseniz bu filmleri değil Degeneration ve Damnation animasyonlarını izleyin. Resident Evil adına güzel olan şeyler 1-2-3’t ve hatta Veronica’ydı ve sonrasında öldü.