Askere gelmeden önce askerlikle ilgili bir sürü öngörüm ve aynı miktarda önyargım vardır. 31 Aralık’tan bugüne bulunduğum bölükten edindiğim tecrübelerimle askeriyenin (sıracılık sistemi olan yerler) benim için tam bir Kaybedenler Kulübü olduğunu söyleyebilirim.

Sıracılık sisteminin temel mantığında askerlerin (uzun dönemler) askerlik yaptığı sürenin yarısında çalışıp (ezilip) yarısında yatmasını (ezmesini) barındırıyor. Örneğin yeni gelen bir uzun dönem (yaklaşık olarak) ilk yüz gününde mıntıka, tuvalet, yemekhane temizliğiyle ilgileniyor, ikinci yüz gününde (yaklaşık olarak ve sonraki alt devre gelene kadar) tuvaletten ve büyük oranda mıntıkadan düşerek gazino ve yemekhane temizliğiyle alt devreliğe devam ediyor. Üçüncü yüz gün civarı tertipler üst tertip ilan edilerek saydığım temizliklerden düşerek bu temizlikler sırasında başta bekleyerek temizliği yaptırıp denetleyen “yaptırıcı” oluyorlar ve olay burada başlıyor aslında. Tertipler son yüz günde ise “tezkereci” olarak etliye sütlüye karışmayarak askerliğini bitiriyorlar. Üst devre olmanın avantajı kalk 5 olan bir günde 7 içtiması için 6:45 te kalkıyorlar mesela. Yada temizliğe hiç karışmıyorlar vs vs. Kağıt üzerinde bakıldığında çok güzel bir sistem olarak duruyor. Tertipler (kendi değişleriyle) askerliklerinin yarısında  sikilirken diğer yarısında sikiyorlar. İşte tam bu noktada korkunç bir kısır döngüye giriliyor. Alt devrelikleri boyunca ezilen tertipler üst tertip olunca ilk olarak “bize yapılanı size yapmayacağız” diyerek girişiyorlar işe ancak icraatler söylenenin tam aksi istikametinde devam ediyor. Mesela içtimalarda sırada konuşan alt devreler o sırada (komutanın gelmesi beklenirken) sıranın yan tarafında yan yana dizilen, konuşan, şakalaşan bağıran üst devreler tarafından lan, lun, tehdit ve hakaret içeren cümlelerle susturulmaya çalışılıyorlar.Aşağıdan cevap geldiği anda üste yürünüyor, küfür ediliyor ve araya girilip ayrılma sırasında “sikmedik diye mi böyle oldu” nağralarıyla uzaklaştırılıyorlar (bu sahneye defalarca tanık oldum). Bir ayak işi olduğunda, yada üst devre tarafından birşey yapılması söylendiğinde en alt tertip koşturuluyor. Ve bir tane alt devrenin yaptığı/yapmadığı bir şeyin cezasını bütün alt devreler (mesela şuan 3 farklı tertip mevcut) çekiyor. 3 farklı tertipten sadece 1 kişinin yaptığı🙂 Örneğin bir keresinde bir kısma telefon açmak için 3 sn geç kalındı diye (ki gerçekten 3 sn)gecenin 10’unda koğuş yıkadık. yada başka bir örnekte geldiğimizin 3. gününde  kim olduğunu bile bilmediğimiz bir alt devre bir yaptırıcıya cevap verdi diye koğuş yıkama cezası verilmeye çalışıldı anca itirazlarımız ve dönem bölük tezkerecilerinin (özellikle bölük çavuşu) araya girmesiyle adaletsizlikten kurtulduk. Koğuş yıkama cezası dışında erken kalk cezasıda oldukca popüler. Ki dış nöbete gidilmeye başlandığında 2 saat bönet haricinde  hazırlık ve gidip gelinen yol ile 1 saat 15 dk daha az uyunduğu (hatta hazır kıt’a varken akşam yat saatinin yat içtimasından gece 12’ye kaydığı ve peşine dış nöbete gidilip günde 1 – 1,5 saat ile ayakta durulduğu zamanları) düşünülürse yarım saatin bile ne kadar önemli olduğunu, 5 olan kalk saatinin 4 yada 4:30 olduğunda (hemde keyfi nedenlerle) bünyelerin ne hale geldiğini siz düşünün.

Bu sistemde kendilerine hakaret ve tehditlerle alt devrelik yaptırılan insanlar öncelikle üst devrelere kıl oluyor ve onlardan intikam alma yolu olarak onların torunlarına çektirmeyi kafaya takıyorlar. Bir ekip yaptırıcı olduğunda kendi dönemindeki yaptırıcıları tezkereci oluyor ve son gelen yeni tertip askerler taze tezkerecilerin torunları oluyor. Mesela şuanki 91/1 tertşo tezkereciyse 92/1 tertipler torunları sayılıyor.Burada çok sevdiğim bir arkadaşım çok darlandığı bir anda üst devresi için “onların torunlarını onların gözlerinin önünde sikicem abi” diye gürledi Bir an için afallayan ben “onlarda senin gibi burayı bilmeden evinden uzağa gelen garibanlar, suçsuz adamlardan ne istiyorsun yaptığında eline ne geçecek” diye sorduğumda cevap olarak “abi torun tezkere habercisi olduğundan evlat gibi sevilir. Benim dedem bana ne iyilikler yaptı.” cevabını aldığımda afalladım. Birkaç farklı kişiyle benzer konuşmalar içine girince şaşkınlığım kat kat arttı. Bu sistem insanları bir şekilde henüz tanımadıkları insanlara karşı öfke besletmeye neden oluyor ve ayrıca  komutanların attığı bir iki odunlada bu ateş çok daha büyüyordu. (komutanlar askerin anlaşmasına karşı.)

Ayrıca üst devreye geçmeden önce kendi üst devresinin kişisel işlerini yapmaya alışan insanlar aynı şeyi kendileri için yapılmasını bekliyor bunu hakları sayıyorlar. Yapılmayınca hemen dişlerini gösteriyorlar. Örneğin bana abi (7 yaş küçük) diye hitap eden bir taze yaptırıcı kişisel işini yapmayacağımı söylediğimde ızdırabım olacağını söyleyerek pardon “ızdıvabın oluvum abi” diyerek beni tehdit etti :)))

Bu ve benzeri olaylar o kadar çok ki en fazla duyacağınız üst devre lafıysa “ben mi yapayım” oluyor. daha bu soruya yap diyebileni görmedim :))

Sivil hayatında henüz kendisi bile olamamış insanlara bu şekilde gaz verilince aslan kesiliyor ve esip gürlemeye çalışıyorlar🙂 Kendi çaplarında tabi🙂 Bu satırları uzatıp Kürşat ve Selçuk’u korkutmak istemiyorum ama onlara Kaybedenler Kulübüne hoşgeldiniz diyorum🙂