Gecenin sessizliğinde etraftan gelen baykuş sesleri, parıl parıl parlayan sayısız yıldız ve dolunay eşliğinde yalnız geçen aralıksız iki saat. Atıştan (şükürler olsun Artemis) önce tuttuğumuz iç nöbetler (atıştan sonra direk dışa gönderildik) işte böyle bir ortamda tutuldu.

Öyle bir ortamda insanın aklına o kadar çok şey geliyor, o kadar çok şey düşünüyorki… 

 

Toplamda18 kişi olarak gelen 343 tertipler kayıt işlemleriyle  geçen ilk bir haftada fırsat buldukları her saniye telefon başına koştular aileleri ve sevdiklerini aramak için. Bu arada tertiplerimin yarısından fazlasının yüzük taktığını bunların içindede evli, çocuk sahibi, niaşanlı, en kötüsünde evlilik planları içinde olduğunu belirtmeden geçemiyeceğim. Tertiplerimin her boş anlarında telefon başına koşarken ben babama birliğime sağ sağlim geldiğimi 4. gün (babamın başçavuşu meraktan aramasıyla) haber vermiştim. Bana sorulan “hayatında kimse var mı” sorularına “yok, alerji yapıyor” dedikce yadırgandım.🙂 Hatta bazıları ilk evleneceklerin hep böyle konuşanlar olduğunu iddia ettiler. Bende onlara enlenmeyeceğimi iddia etmediğimi sadece düşük ihtimal olduğunu düşündüğümü anlatmaya çalıştım.

Bahsettiğim nöbet ortamında insanın kafasına türlü türlü düşünceler geliyor. Kendini, yaptıklarını sorgulamak için bolca vakit buluyor. Sivilde kafamı yastığa koyup sıklıkla iç muhasebe yapan ben nöbette yaptığımı hepsinden ayrı tutuyorum. Belki zihnim boş diye, belki asker psikolojisi diye ama gerçekten normalden çok farklı. Arkadaşlarımın eleştirilerini cebinde toplayan ben başladım  geleceği düşünmeye. İş, ev, evin yeri odaların dekarasyonu vs ne kadar detaylı hayal edersem edeyim değişmeyen tek birşey olduğunu farkettim: işten eve geldiğimde koltuğuma kurulup elime kahvemi aldığımda yanımda kimse yoktu, bütün hayallerim hep tek kişilikti. Ve inanın ne kadar zorlarsam zorlayayım ikinci birinin o karaye uyduğunu ve mutlu olduğuna kendimi inandıramadım. 

Beni tanıyanlar şu yazdıklarımı çok iyi anlayacaklardır, buradakilerin anlamama sebebi belkide beni tanımıyor yada normal biri sanıyor olmaları🙂 ama uzun zamandır böyle hissediyorum. Yinede büyük konuşmamak için çift kişilik bir geleceğim olmayacak demesemde bunun gerçekten çok düşük bir ihtimal olduğunu düşünüyorum çünkü hayatımı gerçekten seviyorum.

Bu yüzden lise yıllığımdan bir alıntı: “yalnızlık bir insana ancak bu kadar yakışabilir.” işte beni anlatan cümde bu, işte böyle yaşamayı gerçekten çok seviyorum. Capon a.k.a yalnızlığın en çok yakıştığı insan diyerek muhasebe hesabımı borçsuz kapatıyorum.