Hakkında o kadar çok şey yazmak istiyorum ki ne zaman kafamda toparlamaya başlasam hep eksik hep kötü geliyordu. Bu animeyle ilgili  asla istediğim gibi bir yazı yazamayacağımı anladıktan sonra “arktık  olaya girmeli, ne çıkarsa çıksın” diye düşünüp konuya dalıyorum. Küçük yaşta yalnız kalan iki simyacının hikayesi Fullmetal Alchemist (Hagane no renkinjutsushi). Daha yirmili yaşlara gelmeden yaşadıkları büyük acılara rağmen ilerleme cesaretini gösteren iki kardeşin hikayesi. (hafif spoiler içerir)

Öncelikle biraz simyadan bahsedelim: simya maddenin yapısını değiştirerek başka bir madde elde etmeyi sağlayan bir bilim. Sudan şarap yapmak yada çimeni ekmeğe çevirmek gibi. Burada önemli olan şey eşit takas (toka koka) prensibi 10 gramlık bir maddeden yine 10 gramlık başka bir madde elde edersiniz. Kırılmış bir cihazı (kırık parçalarıyla birlikte işleme sokma şartıyla) bir dönüşüm çemberi (simya yapmak için gerekli olan bir cember) çizerek simya ile eski haline getirebilirsiniz. Ve simyada tek bir yasak (tabu) var oda insan dönüşümü yapmak.

Küçük bir kasabada (Resembool) yaşayan Trisha Elric ve Van Hohenheim çiftinin oğulları Edward (fullmetal alchemist) ve Alphonse Elric birden bire babalarının kendilerini terketmesi  ile birden geçirdikleri mutlu çocukluk yerini zor zamanlara bırakır. Babalarının kitaplarını karıştırarak simya öğrenmeye başlayan iki kardeş küçük yaşlarına rağmen herkesi şaşırtmaya başlasalarda Ed 10 Al ise 9 yaşına geldiğinde anneleri Trisha’nın ölümü ile ikinci büyük darbeyi alırlar. Hayatlarında artık sadece birbirleri ve büyükannesi Pinako ile yaşayan çocukluk arkaşları Winry Rockbell kalır.

 

Küçük bir not: Winry ve büyükannesi Pinako hayatlarını automail ustalığı (kazalar sonucunda uzuvlarını kaybeden insanlara takılan hareketli protez benzeri mekanik uzuvlar) ile kazanırlar.

Simya yolunda ilerlemeye karar veren iki kardeş öncelikle bu yolda kendilerini eğitecek bir hoca arayıp İzumi Curtis ile tanışırlar. Oldukca büyük bir simyacı olan İzumi diğer simyacıların aksine dönüşüm çemberi olmaksızın dönüşüm yapabilmektedir. onları öğrencisi olarak almak için bir sınavı şart koşar, bu şarta göre Elric kardeşlerin: önce bir süre ıssız bir adada hayatta kalmaları gerekmekte ve bu sürenin sonunda “Bir Bütündür, Bütün Birdir” (İçi wa Zen, Zen wa İçi) cümlesinden ne anladıklarını doğru şekilde ifade etmeleri gerekmektedir. Bu iki testide başarıyla geçen Elric kardeşler simyanın inceliklerini öğrenmeye koyulurlar.

İki genç simyager eğitimlerini tamamlayıp evlerine döndükten sonra aslında başından beri kafaya koydukları planı uygulamaya başlarlar. Amaçları tabu’yu delmektir. Bir beden oluşturmak için gerekli olan maddeleri (35 litre su, 20 kg karbonhidrat, 4 lt amonyak, 1,5 kg kireç, 800gr fosfor, 250 gr tuz, 100 gr potasyum nitrat, 7,5 gr sülfat, 5 gr demir, 3gr silisyum) bir araya getirirler ve ruhu bu bedene bağlayabilmek içinde karışıma birkaç damla kanlarından katıp dönüşümü gerçekleştirirler. Dönüşüm sırasında işler yolunda gitmez ve  Al tamamen kaybolur, Ed ise sol bacağını kaybeder. Bacağının acısına rağmen Ed duvarda asılı duran zırhı alıp ikinci bir dönüşüm gerçekleştirir. Bu defa amacı kayıp kardeşinin ruhunu zırha mühürlemektir. Bunun içinde sağ kolunu sunar… O gecede yapılan dönüşümlerden Ed sağ kolunu ve sol bacağını Al ise tüm vücudunu kaybetmiş (yerine ruhu bir zırha bağlanmış) olarak çıkar. Artık yeni bir hedefleri vardır: vücutlarını geri kazanmak.

Bu sırada Hohenheim’ı aramak için Resembool’a gelen ordunun gelecek vaadeden subaylarından ulusal simyacı Roy Mustang (the Flame Alchemist) insan dönüşümünden canlı çıkan Edward’tan çok etkilenir ve ona ulusal simyacılık sınavına girmesini teklif eter. Halk gözünde ulusal simyacılar “ordu köpekleri” olarak anılsada sunduğu imkanlar nedeniyle Ed orduya katılmak için ulusal simyacılık sınavına girer. Bu sınav sırasından Edward’tan oldukça etkilenen ordunun bir numarası Führer King Bradley, Edward’a ulusal simyacı ünvanının yanı sıra birde lakap  (her ulusal simyacının sahip olduğu gibi) verir: Fullmetal Alchemist. Ve böylece Elric kardeşler vücutlarını geri kazanmak için simyadaki büyük efsanelerden biri olan, simya gücünü arttırdığı rivayet edilen felsefe taşını araştırmaya, bu konuda kararlılıklarını göstermek ve karşılaştıkları zorluklarda geri adım atmamak için evlerini yakarak başlarlar.

İzlediğim o kadar anime içerisindeki favorimdir FMA. Bir güldüren, bir hüzünlendiren, kardeşlerin birbirlerine duyduğu sevgi ve bağlığı hayranlıkla izlettiren (kendimi sorgulattı) bir anime. Tanıdığım hemen herkese (fazlasıyla abartarak) tavsiye etmişimdir. Nedeni ise beni gerçekten etkilemiş bir yapım olması. 2003 ve 2009 yapımları olmak üzere iki farklı seri mevcut. İlk seri manga ile birlikte yola çıkıp bir süre sonra mangasından bağımsız ilerlerken ikincisi tamamen mangasına sadık kalarak ilerlemiş ve iki seride imdb’de 9 üstü puan almıştır (9 ve 9,2).

Kendisinden bahsetmeden geçemeyeceğım Armstrong (Strong Arm Alchemist) ve (özellikle) güzel insan Hughes karakterlerini saygı ile selamlıyor ayrıca muhteşem! baba Tucker’ı anmak için sözü Kürşat’a bırakıyorum.🙂 (dipnot: Seni çok özledik Nina.)

İkinci serinin sonunda Ed herşey bittikten sonra ailesiyle birlikte huzur içinde yaşarken “acısız bir tecrübe anlamsızdır” diyecek ve sizi sizden alacak. Gerçekten acısız bir tecrübe anlamsız olsada bu kadar acının bu iki kardeşi ne kadar tecrübeli yaptığını merak ettiyseniz serilere hiç düşünmeden başlayın derim. Bu arada sakın ama sakın Ed’in boyu ile ilgili birşey söylemeyin. Boyu ile ilgili konuşmalar Ed’in en zayıf tarafıdır. “sen kime fasülye kadar küçük diyorsun?” :)))