Mitoloji ve tanrılar dendiğinde aklımıza hemen bir eli yağda bir eli balda yaşayan, istediği zaman istediğini yaratan, canı sıkılınca altından, gümüşten topraktan insanlar yapan, savaşların gidişatını etkileyen, dünyaya gidip istediği insanla birlikte olan(Zeus bu olayı bir adım öteye götürüp erkekle bile birlikte olmuştur), sevmediklerinin üzerine felaketler yağdıran keyif düşkünleri gelir. İşte onlardan biri değildir demirciler tanrısı Hephaistos.

 

 

Dakika bir gol bir olarak bir belirsizlikle yani bazı kaynaklarda Zeus ve Hera’nın bazılarında ise  Hera’nın tek başına doğurduğu çocuk olarak geçen Hephaistos öyle çirkin doğmuşturki annesi Hera kendisi ile dalga geçilecek diyerek oğlunu Olympos’tan aşağıya atmıştır. Denize düşen Hephaistos burada Thetis ve Eurynome tarafından bulunarak bir mağraya konulur. Mağrada yalnız kalan tanrı zamanını metallerle uğraşarak geçirir. Zaman içerisinde bu işlerde öylesine ustalaşır ki yarattığı aletler ve elmaslar ile pekçoklarına yardımcı olur. Hatta kendisine altından yapılmış insan görünümlü yardımcı kadınlar bile yaratır. Yarı tanrılar Akhilleus (Aşil), Heracles (Herkül) tanrı Apollon, Hermes tanrıçalar Artemis, Demeter, kral Agememnon onun zanaatinden yararlananlardan bir kaçıdır.

 

Hayatını kurtaran tanrıçalara karşı bu iyiliklerini karşılıksız bırakmayarak çeşitli takılar ve pırlantalar hediye eder. Hera birgün Thetis’in taktığı takıyı öylesine beğenirki tanrıçaya takıyı nereden bulduğunu sorar. Cevap vermeye çekinen Thetis, Hera’nın sinirlenmesinden korkarak durumu açıklar. Hera bunun üzerine oğlunu Olympos’ta gece gündüz yirmi körüğün çalıştığı metal fırına getirir ve tanrıça Aphrodite ile evlenmesini sağlar. Hayatı yalnız başına geçirmiş olan demirci tanrısı annesinin bu yakın ilgisi sonucunda öyle ona öyle bir bağlanırki Zeus’ın Hera’yı cezalandırdığı bir sırada deli cesareti ile Zeus’a kafa tutar. Öfkelenen Zeus onu Olympos’tan aşağı fırlatır. Gün boyunca düşen Hephaistos sonunda Lemnos adasına düşer. İki bacağı kırılmış ve ölümsüz olmasına rağmen zor nefes alır bir halde bulunur. Daha sonra özür dileyerek Olympos’a dönsede bu olaydan sonra topal bir şekilde metal destekler ile yürümek zorunda kalır.

Bu kadarı ilede bitmez tanrıların küçük Emrah’ının hikayesi. Aphrodite ile evliliğinden 3 tane çocukları olur, yada en azından o öyle sanır ancak çocukların gerçek babası huysuz, aksi, kötü savaş tanrısı Ares’tir. Ares ve Aphrodite’in ilişkisini güneş doğduğu sırada uyuyakalmış olan güneş tanrısından öğrenir ve ikiliyi suçustü yakalamak üzere plan yapar. Örümcek ağı inceliğinde ancak katkat sağlam çelikten bir ağ yaparak Aphrodite ve Ares’i yatakta yakalar. Bununla yetinmeyip bütün Olympos tanrı ve tanrıçalarını oraya çağırarak boynuzlarını aman yani ikilinin utancını herkese göstermek ister. Tanrıçalar durumdan utansada tanrılar tanıklık etmek için giderler. Hatta Apollon Hermes’e “sen bu durumda olsan asla utanmazdın” diyerek şaka yapmıştır. Zeus’tan düğün hediyelerini geri isteyen Hephaistos araya Poseidon’un girişi ile bu hediyeleri Ares’ten bekler hatta Poseidon kefil olduğu Ares eğer  hediyeleri vermezse sorumluluğu alarak Aphrodite ile evleneceğini söyler ama sonunda Hephaistos avcunu yalar ama hala aşık olduğu Aphrodite’ten boşanmak istemez. İşin en vahim tarafı ise Aphrodite kendisini çıplak görüp aşık olan Hermes ve Poseidon’ın kendisine gösterdiği ilgiyi ve ettikleri iltifatları karşılıksız bırakmaz. Hatta Poseidon’a iki tanede çocuk verir.

Mucit bir demirci tanrısıda olsa makus kaderinin önüne geçemez Hephaistos. Anne – babası ile ilişkisi, hatta babasının olmama ihtimali, karısı ile ilişkileri, kendisinden olmayan çocuklara babalık yapması, kendisinden utanan annesini savunurken topal kalması… vs vs bütün bu başlıkları peşpeşe okudğunuzda insanın aklına türk filmleri, hatta direk küçük emrah hikayeleri geliyor. Çok çeşitli güç ve yetenekleri de olsa tanrılar da mükemmel değildir.

 

Kaynaklar: Robert Graves ve wikipedia