İki aylık seyahat arası nedeniyle binemediğim bisikletime kavuştum bugün. Gerçekten çok özlemişim. Bisiklete binmeyi bıraktıktan sonra kıçında sele varmış gibi hissetmeyi bile özlemişim hatta. İnsan elinin altında olan şeylerin kıymetini herzaman anlamıyor. Bostancı’yı, Kadıköy’ü zaten çok sever ve bunu her fırsatta tekrar tekrar söylerim ama bugün bir kez daha anladım nedenini.

Bir haftadır bu akşam şampiyonluğu ilan edeceğimize dair bir ses var içimde. Olur mu olmaz mı bilemiyorum ama öyle hissediyorum. Evden çıkmadan önce içimdeki his nedeniyle “forma giyip çıkayım” diye düşündüm kendi kendime. Elim tam çubukluma doğru giderken “akşam şampiyonluk kutlaması sırasında bunu giyerim turkuaz formamı giyeyim şimdi” diyerekten hangi Fenerbahçe formasını giyeceğimin kararını verdim. Hep yanıma aldığım mp3 çalarımı bu sefer almadım yanıma. Neden bilmiyorum ama içimden gelmedi. Şarkılara konstanre olmak yerine bu sefer etrafıma konstanre olmak geçti içimden. Biraz gözlem, biraz keyif, biraz eğlence ve düştüm yollara…

Önce Nejdet abinin oyuncakcı dükkanına uğradım, akşam şampiyon olursak caddede buluşma sözü almak için ama Nejdet abi çok temkinliydi ve daha erken olduğunu söyledi konuşmak için. Daha sonra bir koşu evine gidip çubuklusunu giydi ve geldi. Akşam ki maçın hazırlıklarına saat 4’te başladı. Bende ona veda edip Bostancı islekelesine doğru yola çıktım ve yorgunluğu az keyfi fazla bir şekilde başladım pedallamaya.

Benim bisiklet tur güzergahım yanımda Yahya olmadığı zamanlarda hep sabittir. Bostancı’dan yola çıkıp Fenerbahçe Ordu Evi’ne kadar gider sonra Migros’a döner, Ordu Evi ve Migros arasında 2 sefer gidip gelir ve Bostancı’ya dönerim. Bugünde aynı planla çıktım yola. Pazar kalabalığı nedeniyle sahil doluydu. Bostancı denizotobüslerinin önünde karşılaştım ilk çubuklu giyenlerle. Bisiklete binen iki sevgili, ikisininde üzerinde birer çubuklu. Kendi kendime “evet gerçekten evime dönmüşüm” dedim. Az ileride Fenerbahçe Acıbadem formalı bir bayan, çubuklu giyen kocasının elinden tuturak deniz ve sahilin tadını çıkartıyordu. Biraz daha ilerleyince çim üzerindeki 40’lı – 50’li yaşlarda olan bir çiftin Fenerbahçe formasıyla sahilde oturarak bira keyfi yaptıklarını gördüm. İşte huzur bu dedim ve pedallamaya devam ettim. Biraz daha ileride Volkan’ın lacivert formasını giyen bir bayan, sarı beyaz çubuklu giyen sevgilisinin elinden tutuyordu.

Caddebostan’a geldiğimde esas kalabalığın arasına girdim. 6-10 yaş arasında çocukların üzerlerinde çubuklular, anne ve babalarıyla birlikte sahilde oyunlar oynuyorlardı. Çubuklu giyen bir baba, dikkatimi çekti. Bebek arabası karşıdan geldiği için içindeki ufaklığı göremiyor anca arabadan uzanan yumuk yumuk eller tebessüm etmeme yeterli oluyordu. Çocuk arabasının yanına geldiğimde yerinde duramayan bir ufaklık, üzerinde sarı lacivert bir çubuklu ve  formanın arkasında yazan “can” isim öyle hoşuma gitmiş, öyle keyiflendirmişti ki beni anlatmaya kelimeler yetersiz kalır.Republic of Fenerbahçe tshirtü ile koşu yapanlar yada feneriumdan aldıkları sweetleri giyerek denizi izlemeye gelen orta yaşlılar sanki hepsi benim gibi inanmış ve o inançlarını yansıtmak için sözleşip gelmişlerdi tanımadığı renkdaşları ile.

Attığım her pedala daha büyük bir keyifle basıyor, soluduğum hava ile içime oksijen yerine huzur dolduğunu hissediyordum. Karşıma çıkan onlarca Fenerbahçe formalı taraftarın bana verdiği huzur gerçekten tarfsiz. Hiç tanımadığınız insanlara yakınlık duyduğunuz olmuşmuydu? İşte ben tanımasamda, hatta çoğu ile tanışmayacak da olsam bu formayı üzerine giyenleri kendime yakın hissediyorum. Bostancı’yı sahilinden, liseyi burada okumamdan, bisiklete rahat rahat binmemden vs nedenlerden dolayı çok seviyorum ama burayı asıl sevmememin nedeni buranın buram buram Fenerbahçe olması. Burada insanlar çubuklu giyer. Burada insanlar kırmızı giymenin yasak oluşundan dolayı değil çubukluya ait oldukları için çubuklu giyer. Bostancı, Kadıköy buram buram Fenerbahçe kokuyor, burası Türkiye’nin en büyük spor kulübü ile iç içe, hatta onun için yaşıyor. Burada insanlar çubukluyu hayatlarını temsil ettiği için giyiyorlar. Bense buraları ait olduğum yer olduğu için seviyorum.