Elimdeki birikmiş kitaplar bitene kadar kitap almama yönünde bir karar almıştım lakin İzmir’de gezinirken can sıkıntısı ile kendimi d&r’a attığımda karşılaştığım mitoloji kitabını almasaydım kendime uzunca bir süre kızacağımı adım gibi biliyordum. Kitabın farklı ve güzel kılan tarafı hikayelerin farklı versiyonlarını aynı başlık altında sıralamasıydı. Farklı anlatımlarda farklı söylenceleri aynı kaynakta bulmak gerçekten iştah açıcı. Kitabı karıştırırken “Zeus ve Metis” hikayesinin son kısmında Athena rahiplerince anlatılan doğum hikayesi gerçekten çok hoşuma gitti ve paylaşmadan edemedim. Ama öncesinde biraz Athena’ya değinelim

Kadın savaş tanrıçası Athena Ares’in aksine savaşlar, katliamlar taraftarı değildi. Hatta merhameti ile ünlüydü. Barış zamanlarında silahsız gezer, cinayet duruşmalarının görüldüğü duruşmalarda hakimlerin oyları eşit çıktığında Athena oyunu tutuklunun serbest kalması yönünde kullanırdı. Bu merhametine rağmen girdiği savaşların hiçbirini kaybetmezdi. Kendisinden oldukça kötü ve merhametsiz savaş tanrısı Ares’i defalarca alt etmiştir.

Bir gün Poseidon topraklara hükmetme hırsı ile yabasını Atina’daki Akropolis’e fırlatıp deniz sularının doldurduğu bir çukur açarak Attika’da hak iddia etmesi ile Athena ile karşı karşıya geldiler. Athena aynı bölge için pınarın yanındaki ilk zeytin ağacını dikerek egemenliğini çok daha nazik bir şekilde iddia etmişti. Öfkelenen Poseidon O’nu teke tek dövüşe davet etti. Dövüş tam başlamak üzereyken o ana kadar tarafsız kalan Zeus’un girişimi ile tartışma meclise taşındı. Zeus’un görüş belirtmekten kaçındığı mahkemede bütün tanrılar Poseidon, tanrıçalar ise Athena lehine oy verdiler. Mahkeme en sonunda bir oy farkla daha güzel bir armağan verdiği için şehrin Tanrıça’nın hakkı olduğuna karar verdi. Öfkelenen Poseidon şehre dev dalgalar göndererek şehri sular altında bırakır fakat Athena bunun üzerine kendi adı ile anılacak başka bir şehir kurar ve oraya hükmeder: Atina.

Zeus, yakalanana kadar birçok şekle giren dişi Titan Metis’i (hikmet), uzun bir kovalamacadan sonra yakalayıp onunla ilişkiye girer. Bu beraberlikten hamile kalan Metis için Torak Ana (Gaia) bir kehanette bulunmuştu. Buna göre Metis’in bu birliktelikten bir kız çocuğu olacak ve eğer Metis bir daha hamile kalırsa dünyaya getireceği erkek çocuk Kronos’un Uranos’a, Zeus’un da Kronos’a yaptığı gibi O’nu gökten indirecekti. Kehanet üzerine Zeus tatlı sözlerle Metis’e yaklaşarak dişi Titan’ı bir anda yutmuştu (Zeus’un babası Kronos benzer şekilde Zeus’un kardeşlerini yutarak Zeus onları kurtarana kadar hepsini miğdesinde hapsetmiştir.). Zeus, Metis’in ona karnından akıl verdiğini söylesede bu Metis’in sonu oldu. Bu olaydan bir süre sonra Zeus Triton gölü (libya) kenarında yürürken dayanılmaz bir baş ağrısına yakalandı. Bu o kadar dayanılmaz bir ağrıydı ki sanki kafası patlayacaktı ve attığı nara bütün sema yankılandı. Koşarak gelen Hermes (tanrıların habercisi) tanrısal güçleri ile onun rahatsızlığını hemen anladı ve Hephaistos’u baltasıyla Zeus’un kafasında bir yarık açmaya ikna etti. Zeus’un yarılan kafasından tepeden tırnağa silahlı ve doğarken yeri göğü inleten bir nara atan Athena dünyaya geldi.