1987 yapımı bir film Moonstruck. Yazının devamını okumadan önce filmi izlememiş olup izlemeyi düşünüyorsanızokumamanızı tavsiye ederim. İzlemedim ayrıca ne film ne yazı umurumun  yakınlarında değil derseniz Osiris sizi kutsasın.🙂 Neyse filmin başrollerinde Nicolas Cage ve Cher var. Dün gece izlerken fazlasıyla eğlendiğim bir film oldu Moonstruck. Filmde Cem Yılmaz’ın sabah programları ile ilgili kullandığı “hani marjinal bizdik? Bütün mahalle tren yapıyor.” durum tespitini fazlasıyla görüyoruz.🙂

Bir dul olan Loretta bir gün erkek arkadaşı (Johnny) ile yemek yerlen evlenme teklifi alır. Önceki evliliğinde kocasının ölümünü kötü şansa bağlayan Loretta bu sefer herşeyin düzgün yapıldığından emin olmak ister ve evlilik teklif şeklini ayaküstü elden geçirir🙂 Düğün tarihini sorduğunda Johnny’nin annesinin hasta olduğu için ölmesinin beklenmesi gerektiğini söyleyen müstakbel nişanlısını seri şekilde sıkıştırarak 1 ay sonrası için anlaşırlar. Johnny’nin planlarına göre annesi en fazla 2 hafta sonra ölecektir.

Johnny uçağa binmeden önce Loretta’dan kardeşini düğüne davet etmesini ister. Birkaç senedir küs olduğu kardeşinin düğününe mutlaka gelmesini istemektedir. Loretta bunu kabul ederek Ronny’e (Cage) ulaşır. Yüzüne kapatılan telefonu hazmedemeyen Loretta yüzyüze konuşmak için Ronny’nin ayağına kadar girder ve bu sırada iki kardeş arasındaki problemi öğrenir. Ronny ağabeyi Johnny ile konuşurken dalgınlık sonucu sol elini ekmek dilimleme makinasına kaptırmıştır ve bu olaydan dolayı ağabeyi Johnny’i sorumlu tutar. Nişanlısının kardeşinin düğüne gelmesini istediğini bildiği için Ronny’i ikna etmek için onunla konuşmak ister. Bu konuşma sırasında birbirlerine benzediklerinin farkına varırlar ve yakınlaşırlar ve birlikte olurlar.

Bu sırada Loretta’nın babası annesini başka bir kadınla aldatmaktadır. Bunu farkeden annesi yalnız yemeğe çıkar ve yan masada sevgili tarafından terkedilen bir adamla yakınlaşırlar ama evli olduğu için sonraki aşamaya geçmek istemez. Bu kısımda anne, baba ve büyükbaba ilişkisi gerçekten çok güzel.🙂

Nişanlısının kardeşi ile yatan Loretta bundan pişmanlık duyar ve Ronny’e bir daha görüşmemeleri gerektiğini söyler ancak Ronny bunu kabul etmez. Loretta’nın kararlılığı karşısında bunu kabul eder ancak bir şartı vardır: kendisi ile operaya gelmesi. Hayatta en çok sevdiği iki şeyin bir arada olduğu bir akşam geçirmek ister. Operaya gittiklerinde Loretta’nın babası ve sevgilisi ile karşılaşırlar🙂 Opera dönüşü Ronny, Loretta’yı kendi evine götürmeye çalışır ama Loretta bunu kabul etmez. O anda Ronny gördüğüm en güzel ikna konuşmalarından birini yapar:

R: İlk defa, doğru adamı bekledin. Neden, tekrar doğru adamı beklemedin?

L: Çünkü gelmemişti.

R:  İşte buradayım.

L: Geç kaldın.  -Burası senin yerin.(evin önüne gelirler)

R: Doğru.

L:  Gittiğimiz yer burası.

R: Evet.

L: Bir anlaşma yaptığımızı biliyorsun. Bana dedin ki, seninle operaya gelirsem beni sonsuza kadar bırakacaktın. Seninle geldim. Şimdi, kardeşinle evleneceğim ve beni sonsuza kadar yalnız bırakacaksın, tamam mı? Hayatının karıştırıldığı yeri insanlar anlayabilirler ve işleri karıştırdıkları yolu değiştirebilirler ve şanslarını bile değiştirebilirler. Doğam, beni sana çekiyor olabilir. Bu demek değildir ki, doğamla hareket etmek zorundayım. Kendimi kontrol edebilirim. Bazı şeylere evet diyebilirim ve her şeyi mahvedecek diğer şeylere de hayır diyebilirim. Bunu yapabilirim. Yoksa, biliyorsun ki Yaratan’ın bize bahşetmiş olduğu, bu salakça hayat ne biçim? Beni dinliyor musun?

R: Evet. Şimdi her şey benim için anlamsız görünüyor. Sanırım, seni yatağımda istiyorum.

Cehennemde yanmam, umurumda değil. Senin cehennemde yanman da umurumda değil. Şimdi, geçmiş ve gelecek benim için bir şaka. Önemsiz olduklarını anlıyorum. Burada olmadıklarını anlıyorum. Buradaki tek şey, senin ve benim olmam.

L: Eve gitmek istiyorum. Ben eve gidiyorum. Donarak ölüyorum.

R: Yukarı gel. Neden geldiğin umurumda değil. Demek istediğim bu değil. Loretta, seni seviyorum. Aşkı sana tarif ettikleri gibi değil. Ve bunu da bilmiyordum. Ama aşk olayları güzelleştirmez. Her şeyi mahveder. Kalbini kırar. Olayları karıştırır. Biz mükemmel şeyler yapmak için burada değiliz. Kar taneleri mükemmeldir. Yıldızlar mükemmeldir. Biz değiliz. Biz, kendimizi mahvetmek için buradayız ve kalplerimizi kırmak İçin ve yanlış insanı sevmek için ve ölmek için. Yani, hikaye kitapları saçma. Şimdi, benimle yukarı gelmeni ve yatağıma girmeni istiyorum. Hadi.

Gerçekten çok güzel bir filmdi🙂 şimdi filmi merak edip olayları okuduğunuz için küfrediyorsanız biraz sakin olun🙂 filminizi torrente atın bir hafta sonra bu diyalogtan geriye aklınızda birşey kalmayacak🙂

Hayatlarımızda kusursuzluk peşinde giderken kendimize hiç hata payı bırakmıyoruz. İşin aslında insanlar kusurludur. Böyle kabul etmeli sanırım. Kadehimi kusurlu hayatlara kaldırıyorum.