Hayatın bizlere oynadığı gerçekten çok ilginç oyunlar var. Şüphesiz ki aşk bu oyunlar arasında yüzyıllar boyu en fazla ilgi çekeni. Bu oyunun kuralları bazen oyuncularına göre  oluyor. Farklı insanlar, farklı kişilikler, farklı olaylar, farklı hikayeler ama  sonunda ne kadar dirensende, inkar da etsen, görmezden de gelsen  son sözü Eros’un oku söylüyor ve farklı olduğu düşünülen yollar bir şekilde kesişiyor. Bütün aşk yolları ilk görüşte aşktan geçmek zorunda değil ama bazı aşk yolları kesişmek zorunda. Adil olan şekli bu.

Trajik aşk hikayelerinin en fazla üzen ve insanların içine işleyen taraflarında kahramanın ideal eşini  bulamaması yada   kavuşamaması değil yanı başında olanı görememesi vardır. Hayatlarına kimler gelir kimler geçer belki bir ömür  aşkı aramakla geçer ama asıl aradığı yanıbaşındadır çoğu zaman.  Eros’un okuna inat kabullenmez bunu insan doğası, zaman zaman düşünsede tabiatına yenik düşüp inkar eder ruh ikizini yüksek bir sesle “yok öyle birşey, allah korusun” der ve hemen önünde hazır bekleyen mutluluğun üzerine basıp geçer.

Arayışlar doğasında var insanın. Birşeyleri aramaya öyle büyük bir konsantrasyon ile koyulmuşuz ki ne aradığımızın farkında değilizi çok zaman. Aranılan şey çok önceden bulunmuş dahi olsa artık, aracımız olan arayışımız amacımız haline gelmiştir. Bakmak ve görmek arasındaki farkta tam burada doğuyor işte.

Çevredekilerin uyarılarına rağmen kabul etmeyiz olması gerekeni, adil olanı. Başkalarından önce kendimize bile itiraf edemeyiz aslında kime ait olduğumuzu. Hayat belkide bu yüzden tercihlerimiz yüzümüzden adil değil. Ama unuttuğu birşey var insanoğlu olarak. Kafa tuttuğumuz oku bir insan değil bir tanrı, aşk tanrısı Eros’un fırlattığını unuturuz. Okun etkisinin gerçekten çok değişik yolları var üzerimizde. Bazen ilk görüşte, bazen üçüncü görüşmede bazen yıllar sonra gösteriyor etkisini. Bazende bir rüya aracılığıyla gösteriyor bize ait olduğumuz insanı. O rüya ki öyle bir tokat atıyor ki bize uykudan uyanıyoruz gerçekliğe. Amaç/araç sapması arasında kalan arayışımız çıkmış olduğu uzun yolun bittiğinin farkına varıyor, yorgun bir yolcu misali. Geldiği yolun sonunda, kaderi bütün gerçekliği ile çıkmıştır karşısına, artık farkındalık zamanı. Bu yolun sonu AŞK‘a çıktı.