Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan bir konu Taurasi konusu. Düşünün euroleaguede başarı hedefliyorsunuz ligin en iyi yerlilerine (Birsel, Esmeral, Nevriye) sahipken bunun üzerine takımda bulunan yıldızınızın araya girmesi ile (Penny Taylor) dünyanın en iyisi olarak gösterilen basketbolculardan birini (Diana Taurasi) kadronuza katıyorsunuz. Gruplardan firesiz çıkıyor ve adım adım kupaya doğru yürüyorsunuz. Herşey kusursuz ilerlerken birden oyuncunuz “hasta” diye bir maça  çıkmıyor…

Bir sonraki maçta “sakat” deniyor, forumlarda yönetime kırgınlığı var deniyor. 1 hafta önce kulübün televizyonuna burada çok mutlu olduğunu söylerken 1 hafta sonra mutsuz olduğu ve ayrılmak istediği söylentileri yayılıyor ve bir “habercilik başarısı” sonucu doping testinde ilk numunenin pozitif! çıktığı ve oyuncunun bundan dolayı oynatılmadığı ortaya çıkıyor. Kimisi “neden böyle birşey yapsın ihtiyacı yok, hayatta yapmaz” diyor ama kimisi “kimler yaptı oda yapmıştır” diyor. Hatta çok bilmiş basınımız bir adım ileri gidip Kerem Gönlüm olayı ve Efes ile bir tutuyor. (Oradaki iddia takım halinde yapıldığı idi oyunculardan bir tanesinin daha A numunesi pozitif çıkmıştı ama diğer oyunculara yapılmadı sonra ve her nedense basın bunu üzerine gitmedi ve yine her nedense bu kadar farklılığa rağmen iki olay benzetiliyor.)

Oyuncu ısrarla “kullanmadım” diyor ama çok bilmiş insanlar “hayır kesinlikle kullandı” ahkamlarını kesiyorlar (ki bu insaların bugün ve yarında görmek istiyorum).  Tüm bunlar olurken Taurasi’nin Fenerbahçe’ye gelmesine aracılık yapan yakın arkadaşı ve yokluğunda takımın en önemli silahlarından birisi haline gelen Taylor önce bir maç sonrası başına aynı oyun geleceği korkusu ile numune vermek istemiyor. Kulüp yetkililerinin numunenin “Köln’e gönderilecek” garantisi ile razı oluyor ancak ilerleyen haftalarda suçluluk duygusu ile “uzaklaşmak” istiyor. Bu kararı pek çok insan yadırgayabilir, haklıdırda ama milli golcümüz, boğazın boğası (yurt dışındaki lakabı) Hakan Şükür’ün bile yurt dışında yaşadığı duygusal problemleri anlayışla karşılayan insanların Taylor’ın üzerine böyle gitmeye çalışması sadece niyet göstergesi. Ki bu dönemde ortaya atılan “Taurasi ve Taylor sevgiliymiş” dedikodularından hiç bahsetmiyorum. Öyle bile olsa salonda bu kadar iyi olan bu iki oyuncuyu böyle eleştirenlere verilebilecek çok net bir cevabı var aslında: SANANE

Kulüp bu sırada ne yapıyor giden iki önemli yıldızının yerine tekrardan transfer yapıyor (Angel, Anete, Brown). Son dakikada kadroya katılan oyuncular ile nasıl takım olunacaksa ama elden gelen maalesef sadece bu . Geriden gelip kazanılan bir maç sonrası takım koçu Ratgeber “takımım ile gurur duyuyorum. sezon başındaki sistemimizin en önemli iki oyuncusunu kaybettikten sonra bile ayakta kalıp maç kazanmaya devam ettiler. bu saatten sonra bizimle eşleşecek olanlar düşünsün.” açıklamasını yapıyor. Takımın o dönem gösterdiği tepki herşeyi gösteriyor aslında kraliçeler gerçekten TAKIM. İki yıldızın yokluğunda sorumluluk alan Birsel, Nevriye, Esmeral ve Matovic takımın yoluna devam etmesini sağladı. Galatasaray’ı eledikten sonra çeyrek finalde son 4 yılın şampiyonu Spartak Moskova Region ile eşleşildi. Kupaya uzanan yolun dikenli basamaklarına gelmişken bugün Taurasi’nin cezasının kaldırıldığı açıklandı.

O kadar kesin konuşan, ahkam kesen insanlar şimdi neredeler? Bu kadar EMEK verilip buralara gelinmişken bu kadar yatırım yapılmışken ve bu kadar ışık saçarken sen takımı baltalayıp %50 sini değiştirip dağıt sonrada “kusura bakmayın yanlış olmuş” de ne kadar güzel dünya.

Bir takımın bütün bir senesinin emeği ile oynamak, bir oyuncunun kariyerine böyle balçıkla bi sıvama operasyonu yapmanın sorumluluğunu kim alacak? Bir tane iki tane ile kapanabilecek bir iş değil bu kimse kusura bakmasın. Olayı haber yapma konusundaa titiz davranan basının (gizlilik ilkesi ihlali) duruşunu şimdi izliycez. Kaç tane özür gelecek sizce? Muhtemel kaçan F4 hatta kupanın hesabını kim verecek? Neyse birkaç ay sonra bunların hepsi unutulur ondan sonrada “biz neden başarılı değiliz” geyikleri başlar. Şimdi Taurasi ve Taylor konusunda ne olacağı muamma. Bu kadar önemli maçlar öncesinde bu karışıklık gerçekten korkunç, belki dram filmlerine konu bile olabilir. Söylenecek o kadar çok söz varki aslında ve benim seçmek istediklerim tahmin ettiğiniz gibi hep kaba şeyler. Onları daha sonra saklayıp kısaca bu olaya bulaşanlara sesleneyim: Hepinize yazıklar olsun.