Nedendir bilmiyorum diğer yunan tanrçıları arasında daha  bir sempatik gelmiştir bana vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçası Artemis. Belkide hikayesi hoşuma gittiği için belkide çok sevdiğim bir dizi karekteri olan Phoebe olarakta adlandırıldığı için bilemiyorum. Bildiğim tek şey hikayesinin gerçekten etkileyici olduğu bu yaz yaptığım ege turunda en çok onun tapınağına gidemediğim için üzülmüştüm.

Artemis ikiz kardeşi Apollo’dan bir gün önce doğar ve kardeşinin doğumu sırasında annesine yardım eder ve annesinin

çektiği acıları gördüğünde evlenmeyeceğine ve bakire kalacağına and içer. İkiz kardeşi Apollo güneş tanrısı iken Artemis ay tanrıçasıdır.

 

 

Bir gün Artemis genç ve yakışıklı bir avcı olan Orion’a aşık olur. Yemininden vazgeçmeyi bile düşünür. Apollo ise bu kararından Artemis’i vazgeçirmeye çalışır. Bu çaba Artemis’i Orion’a daha fazla bağlarken Apollo’yuda kıskançlığa

sürükler.

Orion bir gün yüzerken Apollo Artemis’i Orion’un sadece siyah bir nokta olarak göründüğü bir mesafeye götürür. O küçük siyah noktayı işaret ederek kardeşine o noktayı vurup vuramayacağını sorar. Avcılık tanrıçası bu meydan okumayı kabul eder ve okunu o siyah noktaya doğru salar. Daha sonra o noktanın aslında Orion olduğunu öğrendiğinde ise herşey için çok geç olur. Sevdiği adamı öldüren Artemis büyük üzüntü içinde babası Zeus’a çıkarak Orion’u gökyüzüne almasını ister. Üzgün kızının isteiğini yerine getiren Zeus Orion’un ismini bir takım yıldızına vererek kızının sevdiği erkeği ölümsüzleştirir.

 

kaynak wikipedia.